Ana içeriğe atla

bebeklere ayrı oda yapmak ya da yapmamak?

hafta:28
kilo:70
ruh hali: gel-gitli
kalbi: güm-güm küçük hanımdan herkese selamlar :)
oğluşumun gelmesine çok az bir zaman kala hazırlıklarımız tüm hızıyla devam ediyor..
giderek ayakta durmakta ve yürümekte zorlandığım için büyük işleri erkenden halledelim dedik..
bebeklere ayrı oda yapmak ya da yapmamak?
benim düşüncem yatağımın yanına bir beşik alıp odayı büyüyünce almaktı..
ama şartlar ve imkanlar sürekli fikrimizi değiştirdi..
yatak odamda beşiği koyacak alan olmaması, 
bebek eşyalarını koyabileceğim ekstra dolaplarımın olmaması,
evin küçüklüğü derken en iyisi küçük odamızı ferah ferah bebeğe ayıralım rahat edelim dedik..
ben kalabalık yapmasın diye vitrindi, konsoldu hiç birini almamıştım evlenirken..
az olsun ferah olsun düşüncesindeydim, hala da öyleyim :)
dolaplarımız ancak bize yetecek kadar olunca oğluşuma ayrı dolaplar almak farz olmuştu..
şimdi misafir odama taşındık ve  küçük odamızı bebek odası yaptık..
boyasıydı , mobilyasıydı derken ufaktan içlerini doldurmaya da başladık..
herşey tamamlandığında ayrıntılı güzel fotolar çekip yazısını da yazacağım..
Allahım bütün hamiş annelerin yardımcısı olsun, yavrularını sağlıcakla kucaklarına almayı,
hevesle aldığımız herşeyleri kullanıp eskitmelerini nasip etsin..
amin...





Yorumlar

  1. Bizim ev de küçük. Eşyalar çoğalıyor, evde yaşam alanı daralıyor. 2+1 evimiz salon ve yatak odalarından ibaret. Ben en baştan oda yapmıştım ama ilk aylar küçük bir beşiği bizim odaya koymuştuk. Güle güle kullansın inşallah oğlunuz odasını. Size de kolay gelsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet biz de yanımıza küçük bir sepet almayı düşünüyoruz, zaman geçtikçe odasına geçer inşallah :) bazı bebekleri anneden ayırmak çok zor oluyormuş.

      Sil
  2. Ben şimdilik yanımda küçük bir beşik içinde yaptırmayı düşünüyorum. Kıyafetleri için ise komedinin birini ayıracağım. Bakalım bir müddet o şekilde idare ederiz sonrası Allah Kerim.
    Allah sağlıkla kucağına almayı nasip etsin canım. Sevgiler. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amin canım, bebek eşyaları sadece kıyafetle bitmiyormuş, bezler, biberonlar, banyo setleri, pusetler :) gittikçe artan bir kalabalık olunca sığdırmak zor olmaz inş..

      Sil
  3. minicik bi anne yanı beşik almıştım ben. yatağa yapışık olması dolayısıyla geceleri kalkma sıkıntısı olmadı. bebek anne kokusuna alışır ayrılamaz dediler fakat ben adem güneş'i takip ediyordum; anne kokusuna doyan bebeğin özgüven açısından daha erken ve doygun gelişeceğini savunurdu. sahiden de öyle oldu. ayırmak istediğimde hiç zorluk çıkarmadı. daha doğmadan odası vardı zaten.

    doğum öncesinde bunları düşünüp kafa yormak eğlenceli, heyecanlı fakat bir o kadar da zaman kaybı oluyor çünkü küçük bey geldiğinde kuralları o koyacak :) rabbim sağlıkla, huzurla, bir avazda göndersin kucağınıza ve vatanına milletine hayırlı, salih kullarından eylesin inşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel tam hayal ettiğim şeyleri yazmışsın canım :) annesini hiç yormasın :) inşallah bizde de böyle kolay atlatılır bu dönem, aminn bütün evlatlarımızı bize bağışlasın, hayırlı evlat olsunlar inş :)

      Sil
  4. Sağlıkla hayırla güle güle uyusun inşallah :))

    YanıtlaSil
  5. Sağlıkla,hayırlarla doğsun;güle güle, huzurla büyütün yavrunuzu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amin, inşallah çok teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Hayırlısıyla kucağınıza alırsınız inşallah. Rabbim mürüvvetini de göstersin. Ve acılarını yaşatmasın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ooo mürüvvet mi :) oraları hiç hayal etmemiştim , amin inşallah bütün yavrucakları korusun Allahım..

      Sil
  7. ya çok tatlısınızzz bu yazıların devamını merakla bekliyorum Allah sağlıkla kucağına almayı nasip etsinn :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sen de çok tatlısın mervecim, teşekkür ediyorumm :)

      Sil
  8. Allah işlerinizi kolaylaştırsın... Bebeğinizi sağlıkla huzurla kucağınıza almak nasip olsun.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…