Ana içeriğe atla

çocukta yaparım kariyer de :)


merhabalar ..
aylardır uğrayamadığım bloguma nihayet geri döndüm :)
hamilelikti, doğumdu, lohusalıktı derken günler su gibi geçti..
ve şuanda "çocukta yaparım kariyer de! " sloganıyla hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum..
ücretli, ücretsiz bana tanınan bütün izinleri kullanıp oğlumu 1 yaşına kadar kendim baktım..
ilk başta bakıcıya bırakıp işe başlamak gerçekten çok çok zor geldi..
çünkü 1 yıldır 1 saat bile ayrı kalmamıştık..
nihayet o bakıcısına ben de ondan ayrı kalmaya alıştım ve biraz rahat nefes aldım..
anneliğin yüzde doksanı vicdan muhasebesiymiş..
beslenmesi, bakımı, eğitimi herşeyi en güzelinden olsun istiyorsunuz..
ve ona yetebiliyor muyum sorusu sürekli kafanızı kurcalıyor?
artık bütün hayatımız onun etrafında dönüyor..
çocuk sahibi olmak mükemmel birşeymiş :)
Allah isteyen herkese nasip etsin..


NOT: Annelik izni hakkında

Hamileliğin 37. haftasından sonra çalışmak yasak, bu haftada hastahaneden çalışamaz izni alıp iş yerine teslim ediyorsunuz ve ücretli izniniz başlamış oluyor.
Toplamda 4 ay sürüyor bu ücretli izin.
4 ayın sonunda Sgk 4 aylık maaşınızı biraz kesintiyle birlikte toplu ödüyor.
Ayrıntılı bilgiye Alo 170 'i arayıp ulaşabilirsiniz.
Sonrasında işe başlamak istemiyorsanız 6 ay ücretsiz izin kullanma hakkınız oluyor.
Bu süre boyunca maaş almıyorsunuz.
Tabi bu izin süreleri çalıştığınız kurumun şartlarına göre değişkenlik gösterebilir.

Yorumlar

  1. Merveee :)
    Hoş geldin, çok sevindim tekrar bloğuna dönmene :) Zaman ne çabuk geçiyor ve ne çok şey değiştiriyor di mi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım zeynebim :) hoşbulduk..
      artık olabildiğince aktif olmaya çalışacağım, aynen öyle zaman su misali :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…