Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kadın erkek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kadinlari memnun etmek !

Kadınların gidip kendilerine koca seçebilecekleri bir erkek mağazası açılmıştır.
Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça,erkeklerin nitelikleri de yükselmektedir.
Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir:Herhangi bir katın kapısından içeri giren kadın,o kattan alış-veriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse,tekrar aşağı katlara inemez.
Bir gün bir grup kız arkadaş,kendilerine erkek seçmek için mağazaya giderler:
1.KAT:kapıda şunlar yazılıdır:
"Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler."
Kızlar yazıları okur ve şöyle derler:  "Eh,hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım."
2.KAT:kapıda yazanlar:
"Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var,çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar."
Kızlar:  "Hımm hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var?"
3.KAT:kapıda yazanlar:
"Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var,çocukları severler , son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederl…

bir dilim kek ve hayata karsi durusumuz

Günün hikayesi,

baba ile kızı bir gün dertleşiyormuş, kızı babasına çok sıkıntı çektiğini artık sıkıntılarla baş edemediğini söylemiş..
aşçı olan babası kızını mutfağa getirerek ona bir şey göstermek istediğini söylemiş..
ocağa üç tencere su koyup, su kaynayınca içlerine sırayla havuç, yumurta ve kahve koymuş..
20 dk kaynayan tencerelerdeki havuç, yumurta ve kahveyi ayrı kaplara alıp kızına ne gördüğünü sormuş..
kızı merakla neden bana bunları gösteriyorsun demiş..
babası başlamış anlatmaya,
bak kızım, bunların hepsi aynı kaplarda aynı sıcaklıkta ve aynı dakikada pişti...
havuç ilk başta sertti, güçlüydü ama kaynatılınca yumuşadı ve çözüldü..
yumurta çok kırılgandı, dokunsan çatlayabilirdi ama kaynayınca sertleşti ve katılaştı..
kahve ise yine sertti, bütün taneler birbirine benziyordu, kaynatılınca ısındı ve gevşediler, içindeki suya güzelce dağıldılar ve suyu eşsiz bir tat bıraktılar..
şimdi söyle bakalım kızım, sen zorluklarla karşılaştığında nasıl tepki veriyorsun?
havuç gibi sıkı…

kadını güzel yapan şeyler..

Allah(cc) diyor ki...

- Ben kadınlari özel yarattım!...

Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar..
Doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim.
Başkalarının kuvvetinin kalmadığında devam edecek azmi, ailesinin hastalığında yorgunluğa papuç bıraktırmayacak kudreti verdim.
Her türlü şart altında ve hatta annelerini çok kötü incitselerde, çocuklarını sevmek duygusallığını verdim.
Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.
Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim.
Erkeğin kaburgasından onları erkeğin kalbini korumaları için yarattım.
Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.
Tek zayıflık olarak kadınlara birer göz yaşı verdim.
Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiy…

insan..

insan..

her insan dünyanın sonunu göreceğini düşünür...

bir anda ortaya çıkıyor ve ortadan kayboluyoruz...

tıpkı güneşin doğuşu ve batışı gibi...

gelip geçici her şey gibi...

tıpkı hayatımız gibi...

bizler de ortaya çıkıyor ve kayboluyoruz...

birileri için çok önemli olsak da bu dünyadan geçip gidiyoruz...



bir kadın bir erkek çok iş!

"bekara karı boşamak kolay gelir.."
bu lafın anlamını önceden bilmezdim şimdi biraz biraz anlıyorum.. kadının iş hayatında olmasını ya da olmamasını sorguluyorum bu günlerde.. tabi ki evini ve eşini önemseyen kadınlardan bahsediyorum. bütün çalışan kadınların ev işlerini, temizliği , yemeği önemsediğini düşünmüyorum çünkü.. benim hamurum ev hanımı olmaya çok müsaitmiş bunu anladım.. saat altıda kalkıp senden sonra işe gidecek olan eşine kahvaltı hazırlayıp, kendin yemeden çıkman, yatana kadar temizlikle ve yemekle uğraşman , hafta sonu tatilini geberene kadar temizlik yaparak geçirmen pek normal gelmiyor artık bana.. herşeyi idare etmeye çalışmak çok zor! çalış ama evini aksatma, eşini aksatma lafını fazla üstüme alındım.. aslında bu duruma alışmaya başlamıştım ama en ufak söylenmemde "o zaman çalışma" lafını duymak da çok kırıcı..
kimse keyif için çalışmıyor.. hayat koşulları malum ve insan para kazanmak istiyor.. neden bekara karı boşamak kolay dedim biliyor mus…

er-kek-miş!

er-kek onun adı!
er kişisi yani..
asker gibi koruyup kollasın ailesini diye...
allah ona kas vermiş, boy post vermiş, güç vermiş..
neden?
taşı da sıkman gerekse sık suyunu çıkar evine ekmeğinle gel diye..
bizimki olayı yanlış anlamış..
ne yapmış?
ben erkeğim ulan, ben bağırırım ulan, benim kolum kuvvetim var 'sus' yoksa gebertirim demiş..
dövmüş,
sövmüş,
hakaret etmiş..
en kıymetli emanete 'mal' gibi davranmış kısaca..
dilerim allahtan hepinizin yeri, makamı sıcacık, hatta biraz daha sıcacık hatta çokça sıcacık olan bir yer olsun..
dilerim allahtan yaptıklarınızın cezasını hem bu dünyada, hem öbür dünyada kat be kat çekersiniz..



*foto: arastiralim.net

bitsin bu çile..

konu; ömrümüzü tüketen özel gün hediye meselesi..
konu çok geniş girip de çıkamamaktan korkuyorum ama biraz değinip kaçıcam..
o özel bu özel derken anasını hergün özel gün oluyor hiç düşündünüz mü..
genel özel günler doğum günleri, sevgililer günü, evlilik yıl dönümü olsa da alt başlıklarda bir çığ gibi büyüyor bu konu..
ilk buluşulan gün, ilk el ele tutuşulan gün, annemlerle tanıştığı gün, ilk sinemaya gidilen gün diye diye uzuyor yani..
hediye alsan dert almasan dert..
almaya kalksan ilk yapman gereken daha önce alınmışları seçip listeden çıkarmak, ihtiyaç analizi yapmak, ağız yoklamak, piyasa araştırması derken en az 1 hafta üstünde yoğunlaşmak gerekiyor konunun..
hadi anlaşıp bu sefer karşılıklı birşey almasan kafanda deli sorular? ya bana süpriz yaparda ben dımdızlak eli boş ortada kalırsam?
hediye alınılacak gün belli olunca da süpriz felan olmuyor yani, biliyosun ki doğum günüm illa birşey gelecek.. yani esas süpriz ortada hiç bir gün yokken yapılandır dimi..
bakın hala çıkama…

Kadin, erkeginin yansimasidir.

Brad Pitt'in hasta karısına mektubu:
Karım hasta. Kişisel yaşamı, işi, kendi hataları ve çocukların sorunlarından dolayı sürekli gergindi. Karım 14 kilo verip, 40 kiloya kadar düştü. Çok sıskaydı ve sürekli ağlıyordu. Karım mutlu bir kadın değildi. Devamlı başı ağrıyordu, kalp ağrısı vardı ve kaburga arkasında sinirleri sıkışıyordu. Sağlıklı bir uyku düzeni yoktu, sadece sabahları ve çok yorgun olduğu zamanlarda hemen uykuya dalıyordu. Bizim ilişkimiz bitmek üzereydi, ayrılma eşiğine gelmiştik. Karım kendi güzelliğini bırakmıştı, gözlerinin altına torbalar vardı, yüzüyle alay ediyordu ve kendine bakmayı bıraktı. Kendisine gelen tüm filmleri ve rolleri reddetti. Artık ben de umudumu kaybetmiştim, yakında boşanacağımızı düşündüm…
Ama sonra bir şeyler yapma kararı aldım, sonuçta dünyanın en güzel kadınıyla evliydim. Dünyanın erkek ve kadınların yarısından çoğunun idolüydü ve sonra onun yanında uykuya dalmaya, ona sarılmaya başladım. Çiçeklerle beraber duş almaya, onu öpmeye, övgüler…

Kadın kısmısının ağzıyla imtihanı..

Susmak, huyların efendisidir diyor bir hadisi şerifte..
hiç düşündün mü diyor sonra neden 2 kulak 1 ağız vermiş  yaratan..
insanın başına ne gelirse dili yüzünden gelir diyor birisi de..
şimdi üstlerine alınmasınlar ben de bir kadınım ama bu tarz atasözlerin nedense kadınlara itafen söylendiğini düşünüyorum , kendimce..

bakın ben şunu gördüm:
bir kız grubu içinden birisi ya da bir kaçı ayrıldığında , ya sesli ya kulaktan kulağa ya atıp tutulur, ya da gülünür, ya da çekiştirilir, ya da ayıplanır vs. vs.
ama ben şunu görmedim:
bir erkek grubu içinden birisi ayrıldığında , olaki içlerinden biri çıkıp da gidenin arkasından bişi desin..

sen hiç mi yapmıyorsun diyeceksiniz şimdi, insanız bunu tamamen kontrol altına nasıl alırız bilmiyorum ama,
inanın farkında olmadan yaptığımda bile kendimi durduruyorum..
ve utanmadan yanımdakini de susturabiliyorum çoğu zaman..
yarın bir gün o grup içinden ben ayrıldığımda aynısını benim için de yapacaklar diyorum ve susuyorum.

sonra bi de, kendi hayatına…

Kadın ve erkek animasyon videosu..

kadınla erkeğin hayatını animasyonla anlatan bir kısa film izletmek istiyorum size :) iletişim dersindeydi sanırım bir arkadaşımız sınıfta izletmişti bunu bize.. gülmekten yerlere yatmıştık :) en çok güldüğüm sahneler; * kur yapma sahnesi; kadın erkeğin etrafında dönüyor, ona naz yapıyor felan, erkek DAN diye konuya dalıyor :D * tuvalete gitme sahnesi ; bir yere yemeğe gidildiğinde , bir erkek kalkıyor tuvalete gidiyor ve geliyor, ama masadan bir kadın kalktığında diğerleri de onun peşinden gidiyor :) * alışveriş sahnesi ; erkek mağazaya giriyor, ihtiyacı neyse alıp çıkıyor, kadın ise her şeyi didik didik edip , alacağını alıyor ama aklı yine mağazada kalıyor :) çok anlamlı ve güzel bir animasyon olmuş, yapanların ellerine sağlık..

Ağlama hissiyatı..

Duygularımızı kontrol altında tutamıyoruz çoğu zaman, çünkü bütün kontrolün bizim elimizde olduğunu sanıyoruz.. öyle değil işte, insanız biz hormonlarımız var bizim, kontrol edilmesi zor olanından hem de.. neden ağlıyoruz , ağlamak duygusunu araştırdım biraz ve şunlara ulaştım :

Sonuç olarak, kadınlar daha çok ağlıyor.
Hatta yılda ortalama 64 kez.
Erkekler ise 17.
Kadınlar üzgün olduğunda, hüsrana uğradığında veya kızdığında ağlarken,
erkekler ölüm gibi önemli kayıplarda, büyük hayal kırıklıklarında,
veya gerçekten çok sinirlendiklerinde ağlıyor.
 Bu durumun şöyle komik bir tarafı da var; o da orta yaşları geride bıraktıkça,
 kadınlar daha az ağlayıp daha fazla kızmaya başlıyor.
Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması.
Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor.
Ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.

mağaza kokusu & rutine binmek

şöyle bir tespitim oldu son zamanlarda kadın erkek ilişkileri üstüne.. neden ilk yıllarda, sevgililik zamanı yaşanan o heyecan, çekicilik, onun için herşeyi yaparım durumları evlendikten sonra çok çabuk unutuluyor, ya da yarı yarıya azalıyor.. şimdi insanları kokularıyla içeri çeken mağazaları düşünün, çakra, english home, tepe home gibi.. önünden geçen herkes kokunun olduğu yöne -ayyy, anamm, ohh gibi sesler çıkara çıkara yürür.. o koku hem sizi içeri çekme hem de size orda biraz vakit gerçirtmeyi amaçlar.. bir kaç dakka kokunun etkisi geçmez, yavaş yavaş kokuya alıştıkça mağaza ürünlerine bakarsınız.. ihtiyaç olsun olmasın bazen birşeyler alır çıkarsınız, taş çatlasın yarım saat geçirirsiniz mağazada.. sonra evinize geldiğinizde ordaki kokuyu özlersiniz, tekrar gitmek için zaman kollarsınız felan.. aklınız kokuda kalmıştır çünkü.. şimdi iki sevgiliyi düşünün.. ilk yılların heyecanı, büyüsüyle uça uça dolaşırsınız, süprizler birbirini kovalar.. ayrılırken bile bir sonraki buluşmanız…

gerçekler üzerine içini dökmece

kız olmak veya erkek olmak nasıl bir duygudur acaba ? ben zaman zaman düşünürüm karşı cinste nasıl biri olurdum, hangisini olmak daha güzel olurdu veya hangi cins olmak daha avantajlı olurdu ?bizim ülkemizde kadınla erkek arasındaki iş bölümünü düşününce -tüh lan keşke erkek olsaydım. diyesim geliyor ne yalan söyleyim.. 
çocukluktan başlarız ezilmeye, hele de evde erkek kardeş varsa yemeklerin en güzel yerleri ilk onlara verilir, harçlıkları daha fazladır, okul çıkışı eve geç gelmesi sorun değildir, erken yaşta kız arkadaş gülerek karşılanır , annesinin yakışıklısı kızların da aklını alıyor bak bak diye pohpohlanır, araba varsa ön koltukta hep erkek oturur, arkadaşında istediği zaman kalabilir, konserlere gidebilir,askerlik gibi kutsal görevi vardır bi baya zorlanırlar bir kaç ay, sonra gelince iş bulma derdine düşerler, işlerini bulurlar ve olay biter,evlenirken en çok para erkeğe harcanır, erkek evlat anne evine geldiğinde ağa paşa gibi karşılanır , en son miras dağılımında en güzel …

kadın&erkek

"Erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için,
kadınlar ise meraktan evlenirler.
İkisi de hayal kırıklığına uğrar."
Oscar Wilde
"Bekar erkekler kadınlar hakkında
evli erkeklerden daha çok şey bilirler.
Eğer bilmeselerdi
onlar da evlenmiş olurdu."
H.L.Mencken
"Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur.
Zararı veren onları yakalamaktır."
Jack Davies
"Kesinlikle evlen!
Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun"
Sokrates
"Bir erkek
karınızı elinizden aldığı zaman karınızı ona bırakmaktan daha
büyük bir intikam yoktur."
Sacha Guitry
"Erkekler,hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler.
O da doğdukları günden
üç yaşına kadar oldukları zamandır."

ne diyorsunuz bunlara ;)
hepsinde başınızı mı sallıyorsunuz, hı hı doğru valla diyerek..
bi tahminde bulunayım mı:
eğer siz bir erkekseniz: ne bu kadın milletinden çektiğimiz kardeşim, evlenmek mi amaan amaan, canlı canlı mezara mı gireceğim , her çiçeğe konup ballarına bakmak varken…