küçük hanımın güncesi..

4 Şubat 2016 Perşembe

evde çamaşır kurutma sorunsalı



hanımların dikkatine overlokçu ayağınıza  geldi :)
evlendikten sonra insanın bakış açısı gündemi ne kadar değişiyor başlıktan anlayabilirsiniz :)
evet konumuz balkonsuz evde çamaşır nasıl kurutulur?
sizin de bir odanız sadece çamaşır asmakla işgal edilmiş durumda mı?
yazın pek sorun olmuyor, hava güzel açıyorum pencereleri kısa sürede kuruyor çamaşırlar..
ama kışın?
camı açamadığım için  o çamaşırın bütün nemi odaya eşyalara duvarlara zarar veriyor..
hem koku oluyor hem çamaşırlar çok geç kuruyor..
ne yapsak ne etsek diye düşünürken eşim araştırdı nem alma makinesini buldu..
makinenin özelliklerini ve işlevlerini bu videodan izleyebilirsiniz tık tık De'longhi
iki aydır kullanıyoruz ve gayet memnunuz..
çamaşırları astıktan 3-4 saat sonra toplayabiliyorum..
odadaki nemi aldığı için havayı temizliyor..
pencerelerdeki nemi bile alıyor..
evin bazı rutubetli yerlerinde her akşam 2 saat çalıştırıyoruz..
merak edenler için elektrik faturasına 10-15 lira yansıdı bu durum..
hani belki benim gibi bu sorundan şikayet edenler vardır, sizlere de fikir olsun..
Read More

27 Ocak 2016 Çarşamba

Ne oluyor bu takipçilere!



Yaklaşık 875 takipçim vardı,
geçen aylarda bir tur azaldı 845 oldu,
bugün baktığımda ise 835 olmuş!
google eski hesapları siliyor diyorlar..
doğruluğu nedir tam olarak bilemiyorum ..
daha ne kadar azalacak acaba?
heni öyle deli gibi takipçi takipçi diye sabah akşam uğraşan biri değilim,
ama azalması da insanın moralini bozuyor yani :)
siz de durumlar nasıl?
Read More

25 Ocak 2016 Pazartesi

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?

Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.
Dudakları kapatarak gülümsemek
Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.
Kendini beğenmiş gülümseme
Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.
Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.
Yarım gülümseme
Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.
Ağız açık gülümseme
Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)
Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Read More

13 Ocak 2016 Çarşamba

zerdeçal ve biraz sohbet :)


üstümü başımı sıkı sıkı giyiniyorum,
her hafta balığımı, ıspanağımı, sebzemi meyvemi düzenli yiyorum,
bin bir çeşit şifalı çaylar içiyorum yine de nasıl hasta oluyorum mu diyorsun?
merhaba canım merhaba canım, nasılsın aşkım iyi değilim tatlım :)
şakayı bırakalım da bu kadar dikkat etmeme rağmen nasıl bu hastalıklar gelip bizim evi buluyor anlamıyorum..
kaç gündür sabah kalktığımda sesim çıkmıyor, öksüremiyorum bile boğazım çok acıyor..
iş yerindeki yoğunluktan doktora gidecek vakit bulamadım da evdeki çaylarla boğazımı yumuşatmaya çalışıyorum.

en son keşfim zerdeçallı ballı süt karışımı!
sabah akşam bir fincan sütü kaynatıp içine toz zerdeçal katıp içiyorum..
bu çaylardan daha iyi geldi öksürürken acımıyor artık boğazım..
zencefil tozu almaya gidip bulamayınca zerdeçal almıştım bir gün, zaten aynı familyadan geliyorlarmış..
faydalarını okuyunca daha da sevimli gelmeye başladı gözüme :)
romatizmal hastalıklara iyi geliyormuş zerdeçal, ağrı kesici özelliği varmış..
tümör hücrelerinin kan ile beslenmesini önleyerek kanserle mücadele ediyormuş..
ses kısıklığı ve öksürüğe iyi geliyormuş bakteri üremesini engelliyormuş..
beyindeki oksijen miktarını artırken alzeihmer hastalığını önleyebiliyormuş..
kanı incelttiği için özel günlerin ilk günlerinde kullanılması tavsiye ediliyor..
insan okudukça ne iyi etmişim seni almakla diyor :)
tabi herşeyin fazlası zarardır bunu da unutmamak lazım..
kışın en büyük yanlışımız az su içmemiz diye düşünüyorum..
akşama kadar kapalı mekanda havasız kalabiliyoruz, üstelik az su tüketiyoruz..
belki de bu kadar kendimi korumama rağmen hasta olmamın sebebi budur ;)
sağlıkla kalın..

Read More

10 Ocak 2016 Pazar

Stajyer / The İntern


afişini ilk gördüğümde hemen dikkatimi çeken,
başrollerine duyduğum sempatiyle izlemeliyim dediğim filmi sonunda izledim :)

Stajyer/The İntern
Robert De Niro ve Anne Hathaway
Filmin adını duyunca kızın adamın yanına stajyer olarak girdiğini ve onun engin tecrübelerinden yararlandığını düşündüm..
tam tersi şekilde başlayan film, gittikçe daha komik ve sıcak hal almaya başlıyor..
tam kanepede eşinizle, arkadaşınızla uzanıp izleyeceğiniz tarzda sevimliydi..
Robert De Niro'yu bizim oyunculardan Çetin Tekindor'a benzetiyorum ben..
o filmde varsa kesin izlenir deriz ya işte öyle bir şey..
iyi seyirler dilerim..



Read More

Kara lahana sarması

öhü öhü, birisi hafta içinin acısını çıkarmak mı dedi :)
ne demişler hafta içi dünya için, hafta sonu kendin için yaşa..
işte size Trabzonun bağrından kopup gelmiş lahanalarla yaptığım sarma tarifini veriyorum..

Etli lahana sarması:
2 adet soğan
250 gr kıyma
1 su bardağı pirinç
yarım su bardağı ince bulgur(varsa eğer yarma da kullanabilirsiniz)
1 demet maydonoz
1 çay bardağı sıvıyağ
1 kaşık tereyağ
2 kaşık salça ve tuz

sarma saracağınız tencereye biraz sıvıyağ dökerek az salçayı 1 tutam nane ile kavurun,
sonrasında sardığınız sarmaları bu sosun üstüne koymaya başlayın..
bu tamamen benim tercihim, isterseniz direk tencereye de koyabilirsiniz..
sarmaları çok sıkı sarmayın, içindeki malzemeye şişme payı verin..
tencerenin suyunu ayarlarken suyun sarmaların üstüne geçmemesine dikkat edin..
kısık ateşte 45 dk pişirin..
sarmaların üzerine pişmeye yakın sıvıyağ gezdirmeyi unutmayın..
afiyet olsun :)






Read More

14 Aralık 2015 Pazartesi

Kırlent yaptım, oldu :)

İstanbul'da en sevdiğim şeylerden birisi "pazar kültürü"..
neredeyse her semtte, haftanın belli günlerinde kurulan pazarlara bayılıyorum..
bazıları kıyafet ağırlıklı bazıları yiyecek..
evlenmeden önce sadece kıyafetlere bakıyordum, mango, koton, bershka ne istersen buluyorsun :)
şimdi işler biraz değişti tabi, her hafta mutfak alışverişini pazardan yapmak büyük keyif benim için..
artık mağazalarda satılan çoğu şeyin muadili hemencek pazarlarda satılıyor..
mesela bu kırlentler, normal mağazada 30, 40 liraya satılıyor hatta daha da pahalı..
mor çiçekli fon perdeme uygun kırlent aldım ben de bu hafta..
içi boş kırlentlerin tanesi 5 lira..
evlenirken aceleyle aldığım bazı yastıklarımı hiç beğenmiyordum..
pamukları bir garip olmuştu zamanla..
aklıma bu şekilde değerlendirmek geldi ve yastıklarımı kesip kırlent yaptım..
içlerindeki pamuğu direk kırlente doldurmadım, pazardan tanesi 2 liraya beyaz mitil aldım..
sonuç toplam 14 liraya iki tane yepyeni cicili bicili kırlentlerim oldu ;)




Read More

11 Aralık 2015 Cuma

Farzet ki yazdıklarımı anlayabildin. Ya anlayamadıkların?


Farzet ki yazdıklarımı anlayabildin.
Ya anlayamadıkların?
Ya yazıp da sildiklerim?
Ya yazamadıklarım?
***

Ben blogumun bendeki etkisini unutmuşum..
bir rahatlama aracıydın sen benim için..
yazdıklarımı milyonlar okuyormuşçasına hevesle yazardım..
bir iki yorum gelirse havalara uçardım "beğenmişler" diye..
içimi dökerdim, sayardım, kızardım, sinirimi boşaltırdım..
şimdi hadi birşeyler yazayım dediğimde birşeyler engel oluyor yazmama..
insanın hayatında sürekli iyi şeyler olmuyor, sürekli mutlu mesut yazılar yazmak istemiyorum,
ama o alınır, bu kırılır diye yaşadıklarımı yazamıyorum artık bunu farkettim..
kendimi gizli sınırlar çizmişim meğersem..
eski usul deftere mi yazmaya başlasam diyorum,
ya da yeni bir blog mu açmalı, adımı sanımı vermediğim gizli bir blog?

***
bir dizi sevdim : Hatırla Gönül..
uzun zamandır böylesine severek merakla takip ettiğim bir dizi olmamıştı..
Sezen Aksu "Yaralı" şarkısını Gökçe Bahadır için yazmış olabilir mi?
Yoksa dizinin etkisinde çok mu fazla kaldım..
Sen ne büyük oyuncuymuşsun Gökçe Bahadır!
Hüzün bir insana bu kadar mı yakışır..
O,  Ali Sunal  kafasını taşlara vursun seni kaybetti diye, bu film sayesinde artık yeni hayranınım..
İnşallah reyting kurbanı olmazsın "Hatırla Gönül"...




Read More

2 Kasım 2015 Pazartesi

mısır ekmeği yaptım :)


karadenizde ne yenir diye sorsanız üç beş yemeği geçmez bizim mutfağımızın yemekleri..
lahana, hamsi, mısır olmasaydı bizim milletimiz aç kalırdı :)
genel olarak bakıldığında çoğu yemek uydurma tarifler olarak ortaya çıkmıştır..
hamsiyi pilava koyarız, hamsi kuşu yaparız, kızartırız ya da salamura yaparız..
lahanayı sarma yaparız, çorba yaparız, lahana yemeği yaparız..
mısırdan un yaparız, mısır ekmeği yaparız, mısır ekmeğini yoğurdun içine doğrayıp yeriz..
ünlü et yemeğimiz yoktur, doğulular gibi kebaplarımız yoktur, yağlı bulgurlu ağır yemeklerimiz yoktur..
neden mi?
benim fikrim şöyle, karadenizde erkeklerin çoğu kahvede otururken kadınlar çalışır,
bundan dolayı kadın hem dışarda bağda bahçede çalışır hem de akşam eve gelip acele yemek yapar,
aman akşama yemek yetiştireyim gayretiyle böyle pratik yemekler ortaya çıkmıştır.
tabi şimdiki biz gençler internet sayesinde canımızın istediği yemekleri bakıp yapabiliyoruz.
ben de evimi özlemiş olmalıyım ki bu aralar canım sürekli bizim yemeklerden yapmak istiyor.
mısır ekmeğini annem daha iri kırılmış mısır unundan yapardı, sobada yapardı ve sıcak mısır ekmeğinin arasına terayağ sürüp yerdik :)
mısır ekmeği kolay kolay bayatlamadığı için uzun zaman mutfakta tüketilebilir.
mısır ekmeğini bir kase yoğurdun içinde ufalayıp yemek de bizim en sevdiğimiz yemeklerdendir.
hem sağlıklı hem doyurucu :)
ben orjinal mısır ekmeği yapmasam da mısır ekmeği pastası yaptım diyebilirim, malzemelere bakınca ne demek istediğimi anlayacakınız. bu arada tarif hunerli bayanlar  blogundan alınmıştır.

Mısır Ekmeği Tarifi

Malzemeler:
1 yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı sıvıyağ
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
yarım su bardağı un
4 su bardağı mısır unu
1,5 su bardağı kaynar su
1 paket kabartma tozu

Yapılışı: öncelikle yumurta , şeker, tuz , süt ve sıvıyağ bir yerde çırpılır. un , mısır unu ve kabartma tozu başka bir kapta harmanlandıktan sonra yavaşça çırptığımız sulu harcın içine eklenir. bu aşamada kalın bir tahta kaşıkla çalıştım ben çünkü karışımın hamuru bu andan itibaren çok sertleşecek. son olarak kaynar haldeki bir buçuk bardak suyu yavaşça hamura ekliyoruz ve topaklar kaybolana kadar çırpıyoruz. tereyağ ile iyice her yerini yağladığımız orta büyüklükte kalıba ya da borcama döküp 180 derece önceden ısıtılmış fırınca 40 dk pişiriyoruz. siz yarım saat geçtikten sonra ara sıra kontrol edin üstü kızarana kadar pişirin. ben fırından aldıktan sonra sıcak sıcak 3 dilimi çayla  kek gibi yedim , sıcak hali çok  daha lezzetli yeniyor diyebilirim. soğuduktan sonra dilimleyip, serin yerde saklayıp uzun süre tüketebilirsiniz :)
afiyet olsun..




Read More

13 Ekim 2015 Salı

Tahinli Susamlı Kek

susamlı

Madem kış geldi, madem yağmurlar bizi eve kapattı bize de mutfağa geçmek için gün doğdu ;)
tahinli keki görüp ilk denediğimde evdekiler benle biraz dalga geçmişti :)
kardeşim özellikle susamlı kek mi olur, yine buldun değişik bişey diye bana çok gülmüştü..
sonra bu canıım kekin kokusu bütün evi sarınca bir gecede hepsini yiyip bitirmişlerdi ;)
tahinli kekin en güzel yendiği mevsim kış mevsimi bence ..
yanına da çay veya sütlü kahve en yakışan içeçekler ..
denemek isteyenler için nacizane tarifim aşağıdadır,
nacizane diyorum çünkü ben yemek yada pasta blogu değilim,
deniyorum, sevdiğim ve yapabildiğim şeyleri ara sıra burada paylaşıyorum..

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı süt
yarım su bardağı sıvıyağ
yarım su bardağı tahin
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Kek kalıbını yağlamak için, 1 kaşık tereyağ ve yarım çay bardağı susam

Yapılışı klasik yumurta ve şekeri çırptıktan sonra diğer malzemeleri ekleyin, orta büyüklükte kek kalıbını tereyağla yağlayıp susamla kaplayın ve hamuru kalıba dökün. 180 derecelik fırında 15 dakika pişirdikten sonra fırını 160 dereceye indirin ve yarım saat daha pişirin. Bu kekin püf noktası pişirme şekli, ağır ağır pişmeli yani ;)

afiyet olsun...


Read More

5 Ekim 2015 Pazartesi

Merhaba :)


*Günün lafı,
-Buzdolabındaki dondurma kutusundan, sarma çıktığı günden beri dış görünüşe önem vermiyorum :) 

Biz kadınlar bazen çok acayip olabiliyoruz..
geçen gün evde domates yoktu, eşimin canı da melemen çekti..
o kadar kışlık melemen yaptın aç birini yap diyor..
bense civcivlerini koruyan tavuklar gibi sinirleniyorum, ya deli misin onlar kışın yenecek!
ben onları zor günler için yaptım..
akşam işten yorgun çıktığımda yapıp yiyeceğim ben onları..
daha ekim ayından kışlıklar yenmeye başlanır mı hiç :)
halbuki ondan değerli mi , aç birini pişir nolcak ki :)
yukarıdaki günün lafına çok güldüm, benim dolabımda aynen bu halde şuan :)
herşey kara kış günleri için..
bunun dışında ufak ufak evi düzenlemeye başladım..
yazlıklar yukarı, kışlıklar aşağı..
sandaletler kutuya, butiler ayakkabı dolabına..
pikeler baza altına , yorgan ve battaniyeler yatağın üstüne..
tv battaniyesi pufun üstüne...
mutfakta ise yazlık kışlık durumu yok ancak kap kacak sevdası yüzünden koca mutfağa sığamaz oldum..
haddinden fazla su bardağı, kupalar, kek tabakları, kaseler almışım..
artık iç içe doldura doldura kendime yer açmaya çalışıyorum..
bu sepeti english home'dan almıştım, misafir geldiğinde ekmek sepeti olarak kullanıyorum..
onun dışında içine fincanlarımı doldurdum rafta dekoratif olarak duruyor..
bir taraftan evdeki fazlalıklara yer açmaya çalışırken bir yanda da eksiklerimizi tamamlamaya çalışıyoruz..
 siz de durumlar nasıl?
bu kışı sadece ben mi bu kadar kafaya takıyorum :)


Read More

30 Eylül 2015 Çarşamba

giyecek hiçbir şeyim yok :)




geldi yine "giyecek hiç bir şeyim yok" mevsimi ..
eşimin dolabını açıyorum tak tak, bir tişört bir pantolon ütüleyip yarın bunları giyersin diyorum..
gel gelelim sıra bana gelince aynı bu resimdeki gibi dakikalarca bakıyorum bakıyorum bakıyorum..
bu çok ince, bu çok kalın, bunun boyu kısa, bunun boynu açık, bunun rengi olmaz...
aslına bakarsan dolap dolu, ama gerçekten giyecek hiç bir şeyim yok :)
yağmurdu, rüzgardı derken hızlı bir giriş yaptık soğuk mevsimlere..
en acilinden dolabı baştan düzenlemem gerekiyor..
nereye elimi atsam yazlık etek ve tişörtlere çarpıyor..
kışlık hazırlık yaptım o kadar sadece boğazımı düşünmüşüm :)
buzlukta, dolapta yer kalmadı ama giyecekleri unutmuşum..
Sizde durumlar nasıl?



Read More

© küçük hanımın güncesi.., AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena