Yılbaşı

16:29:00 Merve Sevim 9 Yorum


Hiç kimseye yılbaşı kartı göndermedim.
Milli piyangodan yılbaşı çekiliş bileti almadım.
Akşam pişiririm diye markete gidip hindi almadım.
Noel babaya hayatım boyunca inanmadım,kıyafetleri ve geyik hikayesi hoşuma gider o kadar.
Yılbaşı için çam ağacı hiç mi hiç alma gereği duymadım, dükkanlardaki görüntüsü doyurucu oldu hep.
İnsanların bu günde birbirlerine hediye verme olayını hiç bir zaman anlamadım,hep saçma gelmiştir.
"Yılbaşı akşamı nerdesin?" sorusuna angut kuşu gibi baktığım bi gerçek,
evdeeee nerde olacak der bakışı attım sadece, angutluk karşımdakine geçti bu sefer de..
Ben hiç Hristiyan da olmadım, yılbaşı moduna giremeyişimi mazur görün.
Ama Hristiyan arkadaşlarımın bu dini bayramını kutluyorum tabi,benim de bayramlarım var hem de bissürü..
Onların kurban veya ramazan bayramlarımızı kutladığını hiç görmedim,ama bizimkiler hiç atlamazlar kutlamayı.
Yılbaşı sadece yeni bir takvime geçiş olayı benim gözümde..
Yeni bir yıla girdik hobaa, bir sene daha gitti ömürden bee yaşlanıyoruz diye de geçiriyorum aklımdan o ayrı.
2012 ne olur 2011 kadar hızlı geçme emi..

9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Sümela'nın Şifresine gittiniz mi ?

00:29:00 Merve Sevim 0 Yorum


sonunda karadeniz ağzının doğru kullanıldığı bir film gördüm ya gözüm açık gitmem diyorum 
daha da bişe demiyorum sayın seyircilerrr..
bu nasıl bir komedidir, bu nasıl düşünülmüş hareketlerdir, bu nasıl karadenizli rolüne bürünmektir yaw!
başroldeki Temel, onun arkadaşı şu silahla adam vurup yol tarifi veren eleman,Temelin babasını oynayan imam bence filmin en en iyi oyuncularıydılar..Trabzonlu olarak söylüyorum , her lafa "uyy" diye başlayıp "daa" diye bitirmeyi,araya da gaybana ve ander kelimelerini serpiştirmeyi karadeniz ağzı olarak yansıtan birçok yapımdan sonra bu filmin o bölgenin insanlarına ilaç gibi geleceğini tahmin ediyorum.. Sümelada hiç bu kadar uzun süreli çekim yapılmamıştı, iyi ki yapmışlar bu filmi.. bence izleyenler sümelaya çıkmış o güzelliği görmüş kadar olacak..
Trabzonun her yerinde çekimler yapılmış, sahilde, zağanos köprüsünde, ayasofya müzesinde,çarşıda ..
ilk defa şehrimi bir filmde bu kadar görme fırsatım oldu..
Gidip izlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum, gülmekten karnınız ağıracak emin olun :) ve eminim bu film çoook ses getirecek ikincisi de çekilecek..

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

kadın&erkek

16:41:00 Merve Sevim 0 Yorum


"Erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için,
kadınlar ise meraktan evlenirler.
İkisi de hayal kırıklığına uğrar."
Oscar Wilde
"Bekar erkekler kadınlar hakkında
evli erkeklerden daha çok şey bilirler.
Eğer bilmeselerdi
onlar da evlenmiş olurdu."
H.L.Mencken
"Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur.
Zararı veren onları yakalamaktır."
Jack Davies
"Kesinlikle evlen!
Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun"
Sokrates
"Bir erkek
karınızı elinizden aldığı zaman karınızı ona bırakmaktan daha
büyük bir intikam yoktur."
Sacha Guitry
"Erkekler,hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler.
O da doğdukları günden
üç yaşına kadar oldukları zamandır."

ne diyorsunuz bunlara ;)
hepsinde başınızı mı sallıyorsunuz, hı hı doğru valla diyerek..
bi tahminde bulunayım mı:
eğer siz bir erkekseniz: ne bu kadın milletinden çektiğimiz kardeşim, evlenmek mi amaan amaan, canlı canlı mezara mı gireceğim , her çiçeğe konup ballarına bakmak varken her akşam aynı menüye mi taalim edicem.. yok yok bekarlık sultanlık valla..(annee nerde benim mavi kareli gömleğim, ütüledin mi, ne yicez bu akşam,anne ya şu odamı bi toplasana...)
eğer siz bir kızsanız: şu laflara bakın, sanki o kadar peşimizden siz koşmuyorsunuz, binbir dolapla elde etmeye siz çalışmıyorsunuz,evlendikten sonra ne oluyor size ha, biz olmasak kudurursunuz be , ayda yılda bir iki laf ediyoruz onu da kafamıza kakıyorsunuz , iyi be ne haliniz varsa görün..

:) ne yazarsanız yazın, ne kadar felsefik sözler söylemeye çalışırsanız çalışın,
ne siz bizsiz olabilirsiniz, ne de biz sizsiz !
yarım elma felan değiliz ama bi anahtarla kilit konumunda olduğumuz kesin..
dünyaya yanlız geliriz ama iki parçalı puzzle gibi yanına uygun parçan gelene kadardır bu yanlızlık..
ummadığımız anda ummadığımız yerde kendimizi onun yanında buluruz ne olduğunu biz bile anlayamayız..
öyle bir an benim başıma da geldi :)
hayatıma ummadığım anda ummadığım yerde giren insan iyi ki doğdun, iyi ki beni buldun..

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Bonibon aşkına

22:19:00 Merve Sevim 5 Yorum

Küçükken ilaç diye yerdim bonibonları :) en önce sevmediğim renkleri yerdim ya da onları kardeşime verirdim.Kutusuna doldurup boşaltıp oynardım, eller eller sonra bir güzel hap diye yerdim.
Mutluluğun iksiri olsun içelim güzelleşelim derler ya var mı bundan daha güzel iksir çocuklukta..
Keşke büyükler için olanlarını da icat etseler..
Ailenle mi tartıştın hooop at bi sarı bonibon,
Arkadaşın mı canını sıktı hooop at bi mavi bobibon,
Sevgilinle aran mı bozuk nerde benim kırmızı bonibonum hoop..
Yok öle bişe tabi, hoop ne oluyor bacım der sana "evren" :)
Hani şu evrene mesaj gönderme işi var ya ona taktım bu aralar.
Kızmayın bana ama Allah'ın karşısına çıkıp , Allah'ım şunu bunu onu istiyorum,
demeye utanan insanların uydurduğu , dolaylı yoldan dua etme şekli bu evrene mesaj gönderme olayı.
Bak şimdi evrenciğim (bu arada elini evrenin omuzuna atmış gibi düşünün), yeni yıl geliyor ya hani,
yeni yıl yani, yeni istekler, mutluluk, sevmek , sevilmek, dolar , lira hani anlarsın güzel şeyler falan filan :)
sıralıyor isteklerini bir güzel, o gece kırmızılarını giyip, kafasına kukuletalarını taktı mı
hah hazırdır bizimki evrenin gönderdiklerini almaya :)
yok öle bişe yavrum! yok öle bişeeee..
nerde o güzellik, nerde o rahatlık, nerde o haketmişlik ;)
evren sana verse verse o gecenin sonunda içmekten karnını şişiren gazı verir.
fazla gaz yemeyin, ara gazlarda kalın bi süre, adam gibi evrene değil O'nun yanına çıkın bi sizi hatırlasın,
sonra tam gaz yola devam ettiğinizi görürsünüz..hadi kolay gelsin hepimize diyim ve bitiriyim..
ha bi de günün sözü: Hayatımızdan bonibonlar hiç eksik olmasın, daha kızıma yedirecem onlardan, öpe koklaya...

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

2011'in en iyi fotoğrafları

18:14:00 Merve Sevim 2 Yorum


 





2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Biraz eğlence biraz izlenim

20:25:00 Merve Sevim 5 Yorum

Yukarı, yukarı, yukarı...
hop! burası iyidir , burda kalalım..
ee napıcaz şimdi, istediğimiz kadar yükseldik,bir yerlere geldik..
hayaldi gerçek oldu..
para bende,şöhret bende,işler tıkırında..
biraz gevşeyelim o zaman, keyfimize bakalım, o kadar çalışmasak da olur!

Neden yazdım bu diyaloğu diye merak ederseniz, açıklayacağım efendim..
Arkadaşımızn doğum günü vesilesiyle Taksimde Pikapa gittik..
Şarkıcı Rüzgar'ın mekanıymış orası, şu Zifiri diye bir şarkı var ya onu söyleyen uşak işte..
Ben kendisini de şarkısını da bilmem, orada gördüm ve dinledim,fena değildi sesi..
Hımm asıl mevzu , o sahne almadan önce başka bi çocuk vardı sahnede, hem çaldı hem söyledi..
Küçük bi mekandı, sıcaktı ve ne istek parçası istediysek çaldı, söyledi..
O söyledikçe biz koptuk, biz katıldıkça o da çoştu diyelim..
Çok eğlendik, konser gibi bişi oldu yani..
3 saat böyle geçti, Rüzgar çıktı sahneye..
Kendi yazdığı parçaları sölyledi, espriler yapmaya çalıştı falan filan..
Ama eğlendiremedi aga!
Az önce el çırpıp, koptuğumuz anlar yerini elleri bağlayıp dinlemeye bıraktı..
Yani demem o ki bir isim ün yapmış olabilir,yükselmiş bir yerlere de gelmiş olabilir,
Ama iş burda bitmiyor ki!  Olduğun yerin hakkını vereceksin..
Hayatta bu iş hep böyle olur zaten.
Aşağıdakiler yukarı çıkmak için, çalışır, çalışır, çaşır..
Sürekli bi basamak daha ilerleme derdindedir ve ilerler de..
Ama basamakları bitince, oturur koltuğuna, bakar keyfine..
Bazı meslekler vardır, boşlamaya gelmez..
Sanat, müzik de bunların başındadır bence.
Bazen ne kadar ün yaparsan yap eğlendiremezsin bile..
İşte o zaman başlarsın basamakları aşağı doğru atlaya zıplaya inmeye..

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Yangın Var!

21:16:00 Merve Sevim 9 Yorum


Trabzonlu bir itfaiyeci kendini Diyarbakır'da bulur...

Unutulmaz bir yol komedisi.

Diyarbakır Trabzon'un Çayırbağı beldesine bir itfaiye kamyonu hediye eder. İtfaiyeci Koşman kamyonu Trabzon'a getirmek icin görevlendirilir ve kendini bir yaz günü Diyarbakır'da bulur. İstemeye istemeye gittiği Diyarbakır'dan geri dönüşü sırasında yanında gizemli bir misafir, dışarıda olağanüstü bir doğa, önünde uzun bir yol ve sıradışı bir macera vardır.

Aşk, heyecan, hüzün ve kahkaha dolu Trabzon dönüş yolculuğu Koşman'ın ve yol arkadaşı Asya'nın bütün hayatını değiştirecektir.
Filmin hikayesini bile okumadım sadece fragmanını izlemiştim.Baktım Trabzondan felan bahsediyorlar, espriler,görseller bizim oralardan hah dedim ben bunu izlerim.Ders çıkışı Aida ile gittik,
Türkcelin bana verdiği yetkiyle 8 liraya iki biletimi de alarak nefes nefese yetiştik seyansa..
salon boştu neredeyse, önümüzdeki yiyişen çifti saymazsak arkamızda bir sıra kadar insan vardı..
Koşman karakterini nerden bulmuşlar bilmiyorum ama tam bir Trabzonlu;
tipi, konuşması,hareketleri,mimikleri her neyi varsa öyleydi yani iyi seçmişler..
Taklitten daha doğrusu bizi taklit eden karadenizli olmayıp laz insan taklidi yapaMAyanları izlemekten
nefret ederim çünkü..iyiydi yani adam has karadenizliydi,güldürdü beni baya..
Filmin büyük bölümü yolda İtfaiye arabasıyla Trabzona gelmeye çalışan Koşman ile Diyarbakırlı Asya arasında geçiyo..Ben sadece güleceğim diye beklerken filmin hikayesinde bile bahsedilmeyen Doğu Sorununun filmin en can alıcı noktası olduğunu çok geçmeden anladım..Yani gülüyordum sahne değiştikçe ama çok pis de koyuyordu insana bu şey!
-Nereden geliyor bu araba, nerelisiniz siz?
-Diyarbakır belediyesi bize hediye itfaiye arabası verdi onu aldım dönüyod..
-Ne Diyarbakır mı? Kaldırın ellerinizi. Arayın oğlum,nerde sizin kimlikleriniz nerde !
-Komutanım ne oluyor..Trabzonluyum ben,hem Diyarbakırlı olsam ne olacak..
-Sus nereden bileceğim Trabzonlu taklidi yapmadığını, Temel!
 gel bakalım konuş bu adamla taklit mi yapıyo, yoksa yetiştirilmiş mi?
diyalogun devamını yazmama gerek yok, anlatmak istediğimi anlamış olmanız gerekiyor sanırım!
Yani hay ben sizin diyesim geldi..
Adı çıkmış bir kere diye bir laf vardır ya, maalesef bu doğu sorunu da öyle olmuş artık..
Orada yaşayan herkesi aynı kefeye koymak da o kadar yayılmışki..
şehrini söyle sana kim olduğunu söyleyim , o derece!
sonuç olarak güzeldi beğendim filmi, ana fikri de anlayana baya birşey anlatıyor yani,
merak edenler gitsin izlesin derim..bu siteyi de çok beğendim,filmin sitesi, merak edenler için tık tık Yangın Var

9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Yabancı doktorlar mı geliyor :)

17:12:00 Merve Sevim 0 Yorum

gün geçmiyor ki ilginç birşey olmasın benim güzel ülkemde..
henüz hangi ülkelerden geleceğini bilmediğim doktorlar ülkemizde çalışma izni alabileceklermiş,
özel hastahanelerde diplomaları bizim okullarınkine denk olanlar göreve başlayabileceklermiş..
benim durumla ilgili kurduğum ilk cümle : aha, bu yabancı dil sorunu yine karşımıza çıktı iyi mi,
hem de çoluk çocuk torun tombalak herkesin :)
daha bizler kendi doktorlarımızın "neyin var?" sorusuna cevap vermezken
bir de bunun ingilizcesini mi söyleyeceğiz..
hadi bizler çat pat bişiler söyler özne yüklem zaman karışık bişiler anlatırız da,
eee benim cAnımmm dohtorum annemin, ananemin hastalık tarifini nasıl anlayacak :)
ki bunu normal türkçe bilen bizler bile zor anlarken:
-ananecim neyin var neren ağırıyor?
-sorma kızım, bu geceden beri uyutmadı beni bu gaybana ağri,
 tepindi durdi bacaklarımda, sanki birileri etlerimi çekiydi..
-annecim senin neyin var?
-ne biliyim merve ya, sanki sırtımda kamyonla yük taşiylerdi bu gece, eldim sabaha kadar. :D
şimdi gel de bunları o canım dohtoruma anlat.
valla bize diyorlar ki öğretmenlik hevesi 6 yıl sonra ölüyo falan filan..
peki o dohtorlarım kaç ay dayanacak çok merak ediyorum :)
ben yeniliklere açık birisiyimdir, gelsinler bir de onlara muayene olalım derim ama
bu işten çıkacak komedi malzemeleri daha çok ilgimi çekiyor , heyecanla bekliyorum o derece :)

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kilometrelerce uzakta olan birini sevmek !

21:31:00 Merve Sevim 7 Yorum


En zorudur dimi böyle birisini sevmek,özlemek,beklemek..
sevmeyi sürdürebilmek en zorudur bence..
onca insan arasından onu seçmek,özlemek kelimesinin hakkını vere vere sadece sevmek..
bazen araya kilometreler girer ama hiç olmadığı kadar mutlu olursunuz,
sevginin de hakkını vere vere seviyorsunuzdur çünkü,
bazen de bir metre kadar yakınınızdadır sevdiğiniz ama aranızda kilometreler vardır..
hangisi daha zor, hangisi daha imkansız bilemeyeceğim ama
çok anlamlı bir şiir daha dinlettirdi bize Erdem..
sen bu işi biliyorsun komşu :)

7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Batıl inançlarılarımız olmazsa olmaz!

00:52:00 Merve Sevim 0 Yorum


Batıl inançlara ne kadar inanmam desemde ister istemez bazı şeylere dikkat ettiğimi anladım :) gece tırnaklarımı kesemiyorum, sakız çiğnemek istemiyorum, gece karanlıkta pencereden sıcak su dökemiyorum, kuşların havada toplandığını ciyak ciyak bağrıştığını görünce heh kesin kötü birşey olacak diyorum :) yani abartılacak derecede bağımlı olduğumu düşünmüyorum.. Kültür ve Turizm Bakanlığı, alışageldik batıl inançları bir kenara bırakıp sitesinde tuhaf denilebilecek batıl inançlara yer vermiş.Yani ne kadar 2000 li yıllara girmiş olsakta bazı inançlarımız hiç değişmeyecek gibi..

İşte o tuhaf inançlardan bazıları:
Cuma günü ana rahmine düşen çocuk bilgili olur.
Pazartesi başlanan işler ağır gider.
Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur. Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez.
Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içerisinde ve bereketli olur.
Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur. Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz.
Yarım çay içen kadın dul kalır.
El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir.
Çorap giyilirken ayağın Kıble’ye doğru uzatılması doğru değildir.
Sağ avuç kaşınırsa para gelir, sol avuç kaşınırsa elden para çıkar.
Akşam tırnak kesilmez.
Akşam sakız çiğnenmez, akşam çiğnenen sakız ölü etidir.
Gece gizlice ay ışığında, gölgede yıkananlar ay gibi parlak olur.
Yıldız kaydığında bir insan ölür.
Dolunayda doğan çocuk uğurludur, geleceği ışıklıdır. Dolunayda doğan kızlar ay gibi parlak ve güzel olur.
Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur. Gece ıslık çalmak günahtır. Akşam kapının önü süpürülmez.
Bayram günü tıraş olunmaz. Arife ve bayram günü ağaç kesilmez. Gece göle girmek iyi değildir. Geceleri cinler, peri kızları gölde yıkanırlar. Geceleri su üzerinden atlanmaz. Kaynayan suya bıçak sokulmaz. 
Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.
Köpeğin vakitsiz gece havlaması, horozun vakitsiz ötmesi, öküzün gece böğürmesi kötü şeylere işarettir. Köpek havaya doğru bakarak havlarsa kan dökülecek demektir.
Bıçakla ekmek kesilmez, evin bereketi kaçar.
Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır. Bismillah demeden yemek yiyen kişi doymaz. Şeytan da onunla birlikte yemek yer.
Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. 
Nisan yağmuru zemzem suyu gibidir, uğurludur. Nisan yağmurunda ıslanmak insana sağlık verir.
Gökkuşağının altında bir erkek geçerse kız, kız geçerse erkek olur. 
Dolu ilk yağdığında birkaç tane yemek sağlığı iyi gelir. 
Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir.
Tencerede su boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır. 
Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir.
Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz. İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür.



0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Darlandım!

19:25:00 Merve Sevim 7 Yorum

yapman gerekeni yapamazsın, için içene sığmaz: darlanırsın.
nerde alakasız iş var atlarsın sapık gibi aradığını bulamazsın : darlanırsın.
aklın olması gereken yerde değildir, aklın nerdedir bilmezsin bile: darlanırsın.
çıkarsın amaçsız öylesine yürürsün, üşürsün ıh ıh yine : darlanırsın.
nedir bu darlanmak lan!
sıkılmanın bir level üstü mü?
karadenizde kullanılan "uy darlandım daa!" mı?
bir yerlerimize rahat batması mı?
niye bu ruh hali içinde olduğunu bilememek mi?
onu bunu bilemeyeceğim de  şuan kendimi çöpe atmak istiyorum, o kadar ki darlandım..
bu halimden nefret ediyorum,ne istediğimi bilmiyorum, neden sıkıldım ben bu kadar,
hem de durup dururken!
hayır sınav haftası bile değil, ben kendimi final haftasına saklıyordum, töbe ya :S
film izlemek istemiyorum, tv izlemek istemiyorum, dışarı çıkmak istemiyorum,
eğlenmek istemiyorum!
uyumak istemiyorum, zaten gece kötü rüya gördüm! bişey beni boğmaya çalışıyordu, pislik başkasını bulamadı boğacak! ne yaptım ben sana he..şimdi düşündüm de acaba o yüzden mi günüm kötü geçiyo :S gece iki kere oldu aynı şey, hımm olabilir valla neden olmasın..
neyse darlandım sonuç olarak , yapacak bişe yok..bekliyorum ,
bakalım ne kadar daha kalacak bu davetsiz misafir evimde !

7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kutsal meslek mi? Erçiş'te öğretmenlik derim.

21:32:00 Merve Sevim 4 Yorum

Beyzacık !
Annesiyle hergün 5 buçukta kalkıp ağlaya ağlaya okula gelmek zorunda kalan Beyzacık..
keşke her gün ağlasaydı da şimdi o okula devam edebilseydi..
Muharrem benden balık istemişti.. Trabzonu çok sevdiğini falan anlatırdı,
bende ilk gittiğimde neden olmasın balıklarını alırım demiştim..
Ya Ayşegül hoca , en hanımefendi öğretmen...
Ne bileyim doğunun incisi yeşil Ercişe giderken aslında buranın deprem bölgesi olduğu aklıma gelmedi değil.
Ama bir çok öğretmen gibi bizde başımıza ne gelecek, ne olacağız,
görevimizi nasıl, nerde, kimlerle yerine getireceğimizi bilmeden
büyük umutlarla gittik oraya.
Benim askerliğimi yerine getireceğim bu güzel ilçe,
çoğunun ilk görev yeriydi ve oraya atandıkları için
kendilerini çok şanslı hissediyordular.
Bende şükürler olsun diyerek, bismillahla yola çıktım,
diğer arkadaşlarım gibi.
Aslında öğretmenliğin nasıl kutsal bir meslek olduğunu
burda hissetmeye başlıyorsun.
Çünkü biletini alıp görev yerine doğru hareket etmeye başlayınca..
hangi kuvvet beni ailemden memleketimden koparıp taaa oralara gönderebilirdi diye sorgulayınca,
anlıyorsun evet hakikaten bu meslek kutsal bir meslek.
ne kalacağın yer belli, ne görüşeceğin insanlar, ne arkadaşların...
sadece google map ten baktığın okul yolu ve varsa
gittiğin okulun sitesindeki bir kaç fotoğraf.
Ama hepsinden önemlisi hayallerini alıp gidiyorsun.
Her şey güzeldi Ercişte,face gurubumuz bile vardı.
birbirimizle öyle bir arkadaşlık kurmuştuk ki
facede arkadaşalr bana temiz bir buzdolabı lazım demem yeterliydi ,
tanısa da tanımasa da o dolap bulunuyordu.
Bu şekilde birbiriyle tanışıp ev tutanlar,
evini aldığı ilk maaşlarla dayayıp döşeyenler..
hiçkimse sormadı acaba taşınacak olduğum bu ev
olası bi depremde başıma yıkılırmı diye.
sormadı çünkü zaten kısıtlı olan ev sayısı
birde bekara "henüz yeni atanmış bu öğretmen" veremeyiz sözleriyle
akıllara bile gelmedi.
bulunan evlere büyük bir mutlulukla taşınıldı.
arkadsından haftasonu kahvaltıları,
van gölü kenarındaki mangal piknikleri..
van gezileri...
akşam ziyaretleri vs. vs.
birde Buse Cafe var ki
ne bilsin 20 küsür genç öğretmen oranın
bir tabut gibi üzerlerine kapanacağını...
o gün yeni atananlara verilen
temel eğitim seminerlerinin erken biteceği tutmuşki
herkes neşe içinde havanında güzel olmasıyla gezintiye çıkmış...
kimiside buse cafede çay ve kahvelerini yudumlamaya..
belkide mutlu bir yuvanın ilk buluşması olacaktı buse kafe
saat 13:40..
hiç akıllarda olmayan o deprem..
ve sonrasındaki can pazarı..
bizim 4 arkadaşla bekar evinde kahvaltıda menemen yerken vurdu bizi..
neden bilmiyorum ama şen şakrak kahvaltımızı yaparken yediğimiz ve yarıda kalan o menemen belkide hayatımızın en lezzetli menemeniydi..
tek bir cümle geçti o an aklımızdan ve dört arkadaş aynı başladık söylemeye
" eşhedüellailahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu"
evet bunu diyebildik şükürler olsun.
sarsıntı yavaşlayıncada 5. kattan korkulukları olmayan merdivenlerden kaç saniyede indiğimizi söylesem şaşarsınız
7-8 saniye..
her taraf toz duman insanlar telaşla kaçışıyor
arabalar duvalarlara insanlara çarpışıyor..
kimisi kaçma derdinde kimisi ailelerinden haber alma peşinde..
bizde öğretmenler olarak belki yardımımız dokunur diye ercişe dağılıp
insanları sakinleştirmeye enkaz altında kalan arkadalarımıza ulaşmaya
yardım getirmeye çalışıyorz..
görebildiğimiz arkadaşlarımızla şükürler olsun sağsın yaşıyorsun deyip sevinince bir yandan göremediğimiz arkadaşlarımızı arıyor gözümüz..
Muharrem.
25 yaşında henüz mesleğinin ilk yılını yeni dolduracak..
ailesi arkadaşları yardımıyla enkaz altında
3-4 saat sonra sağ çıkardığımız kardeşimiz...
sevinç çığlıkları attık ama yetmedi hastaneye getirilirken kalp krizi geçirmiş
ve malesef kaybetmişiz...
Ayşegül hocamız... tanıdığımız en hanımefendi öğretmenlerimizden biri...
oda genç yaşta kaybettiklerimizden..
Gülşen hocamız ve 6 yaşındaki kendi öğrencisi olan kızı Beyza..
oda annesiyle beraber kaybettiklerimizden...
ne denilirki...
ALLAH (C.C.) hepsine rahmet eylesin 76 öğretmen arkadaşımız
ve yerli vatandaşımız..
şunu belirtmeden geçmek istemiyorum tv kanallarında çok acımasız
ve haksız iftiralar atıldı..
erciş halkının yağmacı olduğundan hırsız olduğundan bahsedilmiş
ve büyük bir genelleme yapıldı..
hiç İstanbulda pazar veya hallerin akşam hava kararınca olduğu gibi bırakılıp evlere gidildiği, yarın tekrar gelinip kalındığı yerden
hiçbir şey olmadan devam edildiği görülmüş mü?
zannetmem..
ama erciş böyleydi işte..
bir kaç hırsız yüzünden tvlerde büyük bir genelleme yapılmış..
sözün kısası,
şimdi erciş ölen 76 öğretmenine ağlıyor...
muharremler, gülşenler, ayşegüllere...
Bunca acı varken böyle kötü haberlerle zaten zorda olan
halkı gereksiz üzmek ayıptır..
İmza  Erçişli depremzede öğretmen..


Şimdi arkadaşları ölen, enkazdan yaralı kurtulan, psikolojisi bozulan o öğretmenlerin , -15 derecede ve 5.0, 4.6 .. gibi artçı depremlerle evsiz barksız geçirilecek zor günlerde 5 Aralıkta mesleklerini yapmalarını istiyorlar! Nasıl olacak bu sormak istiyorum? Bence ne mi olacak, o kutsal mesleğe hiç düşünülmeden, büyük özverilerle devam edilecek..öğretmen olmak ne demek , biz de ilerde gidip bu meslektaşlarımızdan yaşayarak öğreneceğiz belki de..

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

61 öyle mübarek bir sayıdır ki..

19:32:00 Merve Sevim 8 Yorum

ister milliyetçi desinler, ister bu  nasıl kendini, insanını seven bir şehir desinler, ister bıktık bunların plaka sevdasından desinler .. desinler de desinler :) bunu diyenler Trabzonlu olmayanlardır, Trabzonlu olamayacak olanlardır çünkü, bırakın desinler, reklamın iyisi kötü olmaz misali :)
Tabi bu söylediklerim işin esprisi , okuyanların ne ukala kızmış demesine gerek yok bunu yazan da bir Trabzonluysa bilmeniz gerekir ki Karadeniz insanı şaka yapmayı , laf sokmayı çok sever sürekli de yapar bunu ama kalp kırmadan laf sokarlar öle kötü çocuk da değillerdir:) bazen en son söylemesi gerektiğini en önce PAT diye söylerler bi durup "ne oluyor lan!" diyebilirsiniz..bu bizim samimi tavrımızdan gelir, severiz sıcak ortamları, ondan sizLİ değil senLİ konuşuruz hep..bizim için yabancılık kavramı tanışıncaya kadar geçerlidir, ismini söylediği anda bağrımıza basarız insanları :)
Bu yazıyı yazmak içimden geldi izleyici sayımın mübarekliğini görünce :) valla bu 61 sevdası çok başka bi sevdadır eğer Trabzonluysanız tabi .. mesela tüm Trabzonda plakada yazması yetmez, diğer tabelalarda, işyerlerinin içinde,önünde,arkadasında herhangi bir yerinde, kıyafetlerin üzerinde, ayakkabılarda, banyoda havluda, yatakta yorganda, telefon numaralarının son hanelerinde,bankamatik ve kredi kartlarının dört haneleri şifrelerinde :D hep 61 hep 61 vardır..samimi söylüyorum bir Trabzonlu bankamatiğini kaybetse akıllı bir diğer Trabzonlu şifresini bilmese de tahmin edeceği ilk sayıdır 61 :) sonracığıma internet wireless şifreleri ya sonu ya başı 61 dir..mail adreslerinin hemen hepsi merve61@hotmail.com  kopyasıdır :)
bilmiyorum başka illerimizde de bu durum böyle midir? hoş tabi böyle sahiplenmeyi sevmesi felan güzel yani bana göre :) ama bazen de gına geliyor , olayı abartanlarımız da yok değil yani..sadece plakamız değil tabi, daha çook bağımlı olduğumuz şeylerimiz var,  onları da yazarım bi gün inş.. 

8 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Mc Coys Çifliği

18:18:00 Merve Sevim 3 Yorum

En çok eğlendiğim yerlerden birisi de bu çiflik olmuştu.. Red Kit'in kasabasında gibi hissetmiştim kendimi.. Arka fon müziği, etraftaki mezarlar,çamaşır ipindeki tulumlar,elbiseler :) her an karşıma tabutçu çıkacakmış gibi merakla geziyordum bahçede..içine girmeyi düşünmemiştik ama dışı kadar içi de eğlenceli bi yermiş.. Atış talimi yaptık serjiomla , çok eğlenceliydi..mucittinin labaratuarı gibi içerdençalışan, garip sesler çıkaran makineler de vardı..güzel bi gündü, hatırlayınca mutlu olduğum bi gün :)

 
 
 
 
 

3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Wordpress ve Blogger arasındaki farklar :)

17:01:00 Merve Sevim 8 Yorum

Wordpressle blogger arasındaki farkları araştırırken rastladım bu eğlenceli yazıya, paylaşmak istedim..
  • wordpress 2000 dolarlık bir takım elbise giyerken blogger motorunun sırtından inmez..
  • wordpress internete daha yakınken.. blogger daha çok yastık altında sakladığımız günlüğe benzer
  • wordpress hizmeti ücretsizdir… blogger bedavadır,beleştir…
  • wordpress gönüllüleri ile bilinir.. blogger google güvencesi altındadır…
  • wordpress daha çok mantıklıdır.. blogger duygularına kapılan bi adamdır…
  • wordpress için çeşit çeşit tema bulunmaktadır… blogger için de çeşit çeşit wordpress teması bulunmaktadır…
  • wordpress kolaydır ama bunu çaktırmaz… blogger’ın içi dışı birdir..
  • wordpress’in nimetlerinden faydalanmanız için öncelikle bi hostunuzun olması lazım.. blogger için, dedim ya; google arkasındadır..
  • wordpress sahipleri bi tane wordpress açar… bir tanesiyle uğraşır.. her şeyi ordadır.. düzenlidir.. blogger kullanıcıları çeşit çeşit blog açar.. heryerdedir.. zaman mekan yoktur… “profilimin tamamını görüntüle” dışında..
  • wordpress herşeyi bilir.. ağır adamdır… internetle iligili ne varsa nerdeyse ondan sorulur… blogger hafif adam değildir elbet..ama çocuksudur.. meraklıdır, durmadan soru sorar…
  • wordpress ofisinde çalışır.. her sabah kahvesi hazırdır… blogger sabah ağzına bir parmak bal çalar, ilk minibüse atlayıp gider…
  • wordpress mesafeledir.. ne dediğini bilir.. gerekirse birilerine haddini bildirir.. blogger ne dediğini bilmez.. “lanlı lunlu” da konuşabilir..anlık yaşar.. bununla da gayet övünür..
  • wordpress değiştiğin de sizi hiç uğraştırmaz.. yeni bir sürümü geldiyse, üstüne kurmanız.. gerekli parçayı koymanız eklemeniz yeterlidir.. blogger değiştiği zaman naz yapar.. kem küm eder… hooop!! hiç bi şey olmamış gibi devam eder..
  • wordpress windows gibidir … blogger da linux gibi..
  • wordpress dijital bir saate benzer.. blogger ise analog saate…
  • wordpressçiler ikiye ayrılır.. kendi hostu olanlar ve nimetlerinden yararlananlar.. hostu olmayıpta nimetinden yararlananlar.. bloggercılar hiç bi yere ayrılmaz.. olduğu yerdedir..
  • wordpress bloggera yön gösterir.. ona sahip çıkar… blogger arkasından nanik yapar
  • wordpress tam gaz gider bir bakar blogger yanında el sallayarak geçiyor..
  • wordpress tam gaz gider bir bakar blogger kaza yapmış.. el sallar gider…
  • bu sonsuza dek sürer…
  • wordpress tek başına ayakta kalabilen bugünlere tek başına gelmiş bir bireydir… blogger topluluktur,çoğunluktur..
  • wordpress marketler zinciridir.. blogger bakkal şeklinde bakıp kalmıştır…
  • wordpressçiler wordpress’i için “harika.. kullanışlı.. sorunsuz.. basit.. seviyeli” der, bloggercılar blogger’ı için ” ama abisi şu güzelliğe baksana yav.. ne şirin.. canım canım uyyy!!” der..

8 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Öğretmen demek çocukluk anıları demektir.

23:39:00 Merve Sevim 5 Yorum


Sanırım genç, taze beyinler , çocukluk zamanı yaşadığımız herşeyi silinmemek üzere kaydediyor hafızamıza.. 
Okula ilk yazıldığım günden tutun, okuma kurdelemin takıldığı ana kadar herşeyi çok iyi hatırlıyorum..
Çocukluk, ergenlik çağımızın da çoğu anısını okullarımızda yaşamışızdır..her öğretmende ayrı hikayelerimiz vardır..
Hepsinin de adını soyadını bize sorulduğunda tak diye söyleyiveririz :) aynı asker gibi..
Öğretmen olmaya yaklaştıkça eski hikayelerimi hatırlayıp , benim de anılarında başrol olacağım çocuklarla tanışmak için sabırsızlanıyorum ..
Ortaokulda matematik öğretmenimin bi gün bize okuduğu şu hikayeyi hatırladım bugün :) 
nerden çıktı bunu hatırlamak derseniz 4 gün üst üste tatilimiz var bu hafta, zamansız gelen her tatilde bu hikayeyi hatırlarım o yüzden..

***
Patronundan 1 günlük izin isteyen adama , patronun verdiği cevap şu olmuştur:
Demek bir gün izin istiyorsun. Gel ne istediğine beraberce bir göz atalım.
Bir yılda 365 gün var.
Bir yılda 52 hafta olduğuna ve sen her hafta 2 gün izinli olduğuna göre geriye 261 gün kalıyor.
Her gün 16 saati işyeri dışında geçirdiğine göre ki bu 170 gün ediyor, geriye 91 gün kalıyor.
Her gün 30 dakika kahve molası yıllık 23 güne tekabül ediyor, böylece kaldı 68 gün.
Yine her gün 1 saat yemek  molası ile geçiyor.
Bu da bir yıl içinde 46 gün eder.
Geriye çalışacağın 22 gün kalıyor.
Zaten her yıl 2 gün hastalık nedeniyle işe gelmiyorsun, kaldı 20 gün.
Yılda 5 günde resmi tatiller nedeniyle gitti.
 Kaldı sadece 15 gün;
Her senede 14 gün yıllık izin kullandığına göre,
Geriye sadece 1 gün kalıyor ve eğer ben seni o bir günde izinli gönderirsem; ALLAH beni cezalandırır..
***

Bu hikayenin  Türkiye'den başka bi yerde yaşanmayacağına da adım gibi eminim :) bu kadar tatil seven bi millet bizden başkası olamaz çünkü..

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Sen

19:05:00 Merve Sevim 2 Yorum

 
Yazar: Ayşe Ecem Arol
Seslendiren: Erdem Onay
Evet yazarı Can Yücel veya başka ünlü bir şairimiz değil,senin benim gibi öğrenci bir arkadaşım :) aslında senin benim gibi dediysem benim şiirle uzaktan yakından alakam yoktur , öyle herkes de yapamaz bu işi.. yani Ecem bana göre profosyonel olma yolunda ilerleyen çok kabiliyetli bir şaire :) Tebrik ediyorum kendisini , ben ki çok az beğenirim amatör şiirse hele okuyamıyorum bile, ama onun kalemini çok sevdim.. duru bir dil, anlamlı , duygu dolu cümleler.. tabi şiiri sesiyle güzelleştiren Erdem'i de unutmamak lazım :) herşeyi beklerdim de ondan bu kadar iyi şiir okuyabileceği aklıma gelmezdi :)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Beni Unutma :S

22:53:00 Merve Sevim 2 Yorum

 Benim tercihim değildi bu filme gitmek, ama gittik bi kere birini kıramayıp :)
Beni Unutma hakkındaki tek yorumum unutun bu filmi, aman he yanlışlıkla bile gitmeyin..Bu nedir abi ya! onca saat film çekiyorsun, emek ediyorsun , oyuncular da iyi oynuyor tamam da şunun senaryosuna biraz bişiler yazar adam..Klasik duymaya alıştığımız diyaloglar, barda tanışmalar, çapkın erkek, doğal güzel bi kız.. tek ilginç konu kadının beyninde unutkanlığın başlamasıyla en son tanıdığı kişilerden başlayıp geçmişe doğru herkesi unutması ! ilk önce de oğlunu ve kocasını tabi..üzüldüğüm bi sahneydi.. kıssadan hisse zevk vermedi, bi Aşk Tesadüfleri Sever tadını alamadım yani..

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Remind Me

19:07:00 Merve Sevim 0 Yorum


Remind me USA :)
Red Kit müziğini hatırlatıyo bana bu tarz "Country Singer" dedikleri sanatçılar..Abd'de neredeyse  her arabada cdleri bulunuyo sanki, hangi araca bindiysem gördüm çünkü..Kenny Chesney başta olmak üzere diğer şarkıcıları da unutmadım.. hala dinliyorum..sanki Kızılay dağıtmış gibi hepsinde olan cow boy şapkalarına da hayranım :)

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kova kızıyım ben

00:46:00 Merve Sevim 1 Yorum

Haftalık Kova burcu ruh halimi arz ederim:
Dört gün olan tatili memleket sevdasına on güne çıkarmanın verdiği rehaveti bir süre üstünüzden atamayacaksınız.. hele iyi beklediğiniz vizelerinizin sonuçlarını Daha Çok Beklersiniz diyerek geçiştirmek istiyorum.. Özlemeyi seviyorsunuz ama o da bi yere kadar modundasınız.. Sağlığınız pek yerinde anneniz fırsattan istifade iyi beslemiş sizi.. Para konularında bu aralar cebiniz rahatlasa da yakında ödeyeceğiniz faturalar iliğinizi kurutacak gibi görünüyo.. 24 saat internet kullanıcısı olan sana mı kalmış sınırsız interneti kotalı yapmak! oh olsun.
Ayy içim darlandı yeminle deme bunlar gelir geçer önemli olan her zaman ilk önce okuduğunuz aşk yorumu dimi ama.. yolunda giden en önemli şey yolunda çok şükür.. seviyorsunuz , seviliyorsunuz..özlüyorsunuz bir o kadar da özleniyorsunuz.. sanırım bundan sonraki tüm aşk yorumlarınızda da sürekli iyileşen bi aşk hayatı yazmaya devam edeceğiz; çok sıkıcısınız insana şöyle egzantrik yorumlar yazdırmıyorsunuz..hep iyi hep güzel , hıh!
saygılar..

1 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Şimdiden iyi bayramlar :)

13:39:00 Merve Sevim 4 Yorum

 
 

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Anadolu Kartalları

19:48:00 Merve Sevim 0 Yorum

Çok güzel bir zamanda vizyona girdi film.. Bitip tükenmeyen terör saldırılarının devam ettiği bu dönemde, vatan, bayrak,birlik beraberlik duygularının alevlenmesinde bi parça etkisi olacağını düşünüyorum..
Film hakkında da biraz yorum yapmak istiyorum..ikinci yarısı birincisine göre daha keyifli izlettirdi kendini..hem düğüm noktalarının çözülmeye başlaması hem de bu yarıda filmde kullanılan müziklerin etkileyiciliği daha bi keyifle seyrettirdi kendini sanki..
Uçakların görkemli uçuşlarına, hava manzaralarına bayıldım..Gökyüzünü yeryüzüne bağlayan, kopup,dağılmasını engelleyen aşk bağının kuvvetliliğini öğrenmiş oldum..ne olursak olalım eğer bizi gönülden yer yüzüne bağlayan, hayatı anlamlı kılan aile olmadıktan sonra insanın bir hiç olabileceğini hatırladım..
gelelim oyunculara :) Özge Özpirinçci seni tebrik ediyorum.. hangi filmde oynarsan oyna kendini izlettiriyorsun, samimisin, oynamıyorsun yaşıyorsun rolünü..ve kız olduğum halde güzelliğine hayranım, işinin hakkını o kadar iyi veriyorsun ki.. Çağatay Ulusoy ben ferihanın emiri olarak tanıyorum onu..çok şaşırttı beni, ferihadaki oyunculuğu çok basit,görüntü var ses yok gibi geliyordu bana, bu filmde de dışardan bakınca fiziki olarak rolüne çok yakıştığını düşünmüştüm ama rolünü bu kadar güzel oynayacağını düşünmemiştim..o da rolünün hakkını verenlerden oldu bence..Hande Subaşı :S ya keşke başkası olaydı başrolün Çağatayın sevgilisi.. ben ikinizi hiç yakıştıramadım, başka dizilerde izlemiştim beğeniyordum ama bu filmde o sevgili rolünde senin yerine başkası olmalıydı kesinlikle..son olarak Engin Altan :) izlerken vay be dedirttiren başka gerçek oyuncu.. beyefendi kişilik..sert yüzbaşı rolü sana çok yakışmış, üniforma başka yakışmış...
filmin hakedeceği başarıya kısa zamanda ulaşacağına da gönülden inanıyorum.. bu vatanın evladı olduğum için tekrar Allah'a şükrediyorum..

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Türk sinemasındaki ilk 10 film

12:22:00 Merve Sevim 1 Yorum

İlk defa seyirci oylarıyla belirlenen tüm zamanların en iyi 100 Türk Filmi anketi sonuçlandı.. İşte ilk 10 film arasına giren filmler..
10 numara Neşeli Günler..
9 numara Yol filmi...
8 numara Muhsin Bey..
7 numara Ağır Roman..
 6 numara Masumiyet..
5 numara Züğürt Ağa..
 
4 numara Babam ve Oğlum..
 3 numara Hababam Sınıfı..
2 numara Selvi Boylum Al yazmalım..
 1 numara Eşkıya..

1 yorum:

sizi sevi_yorum :)

88. Yıl Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

13:29:00 Merve Sevim 4 Yorum

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Yılmaz Özdil Beyaz Show

16:03:00 Merve Sevim 0 Yorum


Ne kadar doğru bir konuşma yapmış yine, her zamanki gibi.. tebrik ediyorum.Bir öğretmen adayı olarak da ayrı teşekkür ediyorum kendisine..

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Yunus öldü..

21:42:00 Merve Sevim 0 Yorum

Yunus öldü.. o kadar saat sonra kurtulduğunu görünce, kardeşim kurtulmuş gibi hissetmiştim..yaşının küçüklüğünden dolayı sanırım bu kadar sevmiştim onu..20 kişinin arasından tek sağ kurtulanın Yunus olması da şaşırtmıştı tabi ve ağlamadan sızlamadan, üstündeki cansız bedenin ağırlığını korkusuz kalbiyle taşıması da ayrı bi büyütmüştü onu gözümde..
Bir gün sonra öğrendim kurtarıldıktan sonra iç kanama geçirerek hayatını kaybettiğini :( Ne büyük acıdır çocukların ölüm haberinin alınması.. içim yandı o anda, nasıl ya dedim ! çok üzülmüştüm.. Ardı arkası kesilmeyen ölüm haberlerini gördükçe de her gün daha da üzüldük tüm ülke olarak üzüldük hem de..Bir yanda ölüm haberleri, bir yanda kurtarılma haberleri, bir yanda darmadağın olmuş Van'ın enkaz hali...
Bir haftadır Türkiye tek yürek Van için çırpınıyor.. Tüm sosyal ağlar, gazeteler, tv kanalları, okul kampüsleri, belediyeler, sokaktakiler herkes yardım için seferber..yurt dışından gelen yardım haberleri de cabası..herşey kış yaklaşırken sokakta kalan Vanlı kardeşlerimiz için..
Büyük bir felaketi ağır kayıplar vererek yaşıyorlar, ama yalnız değiller..bize biz yeteriz, yeter ki şu kardeşlik, birlik beraberlik gibi çook önemli olan değerlerimizi unutmayalım, unutturmayalım.. bu ülkenin kıymetini bilelim..

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Bizler nasıl insanlarız ?

12:30:00 Merve Sevim 0 Yorum

7.2 lik bir felaket, onlarca bina yerlebir,onlarca insan yuvalarını, ailelerini kaybetmenin şokunda ve daha bir sürü felaketi yaşarken , insanlıktan nasibini almamış Allah kulları; iyi oldu o kürtlere, darısı diğer kürt merkezlerinin başına diyerek insanı insanlıktan nefret ettiriyor.. ben asıl böyle insanlarla aynı ülkede olduğum için üzülüyorum, yazıklar olsun bu düşüncede olanlara !
Yunus'un üstündeki kol cansız, onu kurtarmak için birisi siper etmiş kendini.. Yunus o elin altında saatlerce kurtarılmayı beklemiş =( yani bu görüntüyü gören bir insanın içi parçalanmaz mı ?

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Turkcellden daha kazık ; AT&T

21:32:00 Merve Sevim 2 Yorum

Wat yolcularına bir tavsiye daha vermek isterim.. O kadar uzaklardan sevdiklerimizle nasıl haberleşeceğiz ? sorusu hepsini ilgilendiren bir sorun çünkü.
Önce biz ne yaptık oralarda onu söyleyeyim.Daha Amerikaya gitmeden şirketimizden bize AT&T hat verdiler , ücretsiz olarak.Oraya gittiğinizde hesabınıza para yükleyip kullanırsınız demişlerdi.Biz de kuzenimle sadece bir hat açalım ve ortak kullanalım dedik.İlk olarak AT&T websitesinden hesap açtık, kredi kartı bilgilerini felan verip kayıt olduk siteye.Amerikaya indiğimizde taktık hattımızı ama ilk 2 hafta arama yapamadık, çünkü hattın bulunduğumuz bölgede çekmediğini gördük.Sonra aynı hattan kullanan Türk arkadaşlarımızla tanışınca onlar bize yardımcı oldular.Evet doğru dediler buralarda her yerde çekmiyormuş ama müşteri hizmetlerini arayıp tekrar kontrol ettirelim.Aradık bu risk var evet hesabınıza para yükleyebilirsiniz ancak çekip çekmeyeceği belli olmaz dediler, neyse biz şansımızı deneyelim dedik.Orada öğrendik ki aslında iki tane hesabımız varmış, birisi Türkiye TL hesabı, öteki de Amerika dolar hesabı. Eğer bizi birisi çaldırırsa veya biz birisine çağrı atacak olursak 2$ günlük olarak dolar hesabından kesiliyormuş.Bu kesintiden sonra eğer Amerika içinde bir numarayı arayacaksan o günkü bütün görüşmelerin bedava olacak, ama Türkiyeyi arayacaksan ne kadar konuşacaksan o kadar TL kesilecek.
Biz bu olayı çözüp, iki hesaba da düzenli olarak para yüklemeyi öğrenene kadar baya kafa yorduk :) ve haftada sadece 2 kere arayabiliyorduk Türkiyeyi ve toplamda yaklaşık 3 ayda borcumuz 120 dolar olmuştu..yaptığımız konuşmalarda 5 dk yı geçmiyordu .. yani bu iş bize baya pahalıya patladı..
Şimdi biz bu hattı almasaydık başka ne yapabilirdik diyebilirsiniz, hemen söyleyeyim.. ben de bunu Amerikada öğrendim Gmail hesabınız varsa, bunu kullanarak normal telefon konuşmasını çook daha ucuza yapabiliyormuşsunuz..siz bilgisayarınızın başında karşınızda ki de ister Gmail hesabını açmış olsun ister telefonundan konuşabiliyosunuz.. amerika içindeki görüşmeler bedavaya geliyor Türkiyeyi ise 30 dakikası 1 dolara arayabiliyorsunuz ! ne kadar ucuz değil mi ? Ev telefonunu ararsanız daha ucuza geliyormuş bi de..
şimdi bi hesap yaptım da biz verdiğimiz bu 120 dolar parayla tam olarak 60 saat konuşabilirmişiz ..işte böyle, wat düşünen arkadaşlarıma Gmail den bir hesap açmalarını ve doya doya sevdiklerini aramalarını şiddetle tavsiye ediyorum..

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Türk mutfağındaki Kırgız :)

17:18:00 Merve Sevim 1 Yorum

Okula da gideriiiz , yemek de yaparııız :) geçen sene Kırgız mutfağına davet edilmiştim, bu sene sıra ben de diyerek Türk mutfağına davet ettim Aidacığımı.. işin esprisi o tabi.. Türk yemeklerini öğrenmeye karar verdi malum bi sebepten dolayı :) ben de elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum kendisine..





İlk menümüz süzme mercimek çorbası ve şehriyeli pilav oldu :) ikisi de pek bi lezzetli oldu, afiyetle yiyiverdik..

1 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Özgürlük Heykeli

15:47:00 Merve Sevim 5 Yorum

Manhattan ve Özgürlük heykeli en çok beğendiğim yerlerden birisi oldu.. Manzarası bana İstanbul'u anımsatmıştı.. Özgürlük heykeline gitmek için vapura binmek gerekiyormuş çünkü kendileri Özgürlük Adası dedikleri yemyeşil bir adanın üstünde bulunuyormuş.. Kız kulesi gibi .. denizin ortasında ada , adanın üstünde heykel :) ama bu ada çok daha büyük tabiki.. Heykel Fransızların hediyesiymiş Amerikalılara, en çok turistin ziyaret ettiği yerlerden birisi burası.. filmlerden, fotoğraflardan gördüğümüz kareleri bizzat kendi gözlerinizle görüyorsunuz.. bu arada heykel bir bayanmış:) yani dikkatimi pek çekmemişti önceden cinsiyeti ama yakınında olunca anlayabiliyorsunuz..

 
   

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)