Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Erkekler Ağlamaz

<p><br> </p> İçinde bin pişmanlık gözlerinde yaş
Yüzünde yasak duyguların verdiği garip telaş
Sesinde bir burukluk ellerin soğuk
Boğazında düğüm, düğüm kelimeler Erkekler ağlamaz sil göz yaşını
Kaçırma gözlerini benden suçlu, suçlu
Erkekler ağlamaz insanız unutma
Sustururum zamanla içimdeki bu acıyı
Göz yaşların içimi acıtıyor
Erkekler ağlamaz sevgilim sil gözyaşını Yaşadığım o günleri unutmak zor
Geceler boyu beklemek nedir
Onu birde bana sor
Çok özlemek ve sevmediğini bilmek
Sonu gelmez acılarımla beraber
alanlarında ustalaşmış iki güçlü yorumcu Şebnem Ferah ve Nilüfer'den eski bir şarkı olan erkekler ağlamazı bu yeni haliyle dinlemek , ayrı bir zevk veriyor... ikisinin düeti çok hoş olmuş , inş başka parçalarda da buluşur bu iki güzel ses...

Elfida'nın Hikayesi

“Esmerdi, narindi, yaşı ufacıktı, ismim ile ismi benzeşiyordu. Cerrahpaşa hastanesi ağrı merkezinde arkadaşımın annesini ziyaret ettiğim sırada annesinin ona seslenmesini duyunca bana seslendi sanarak gayri ihtiyari dönüp baktığımda gördüm onu. Tam karşı yatakta yatıyordu. içim cız etti. Aldığım nefesten, alabileceğim nefeslerden utandım. Gözlerim doluverdi kendimi tutum. Gülümsedim “benim de adım seninki gibi” dedim. Gülümsedi. Elindeki telefonu gösterdi “Haluk abim aldı, bana şarkı yazdı” dedi “Klibinde beni oynatacak, ama oynamak istemediğimi söyledim” dedi.
“Biliyorum yapamam” dedi burkularak..
“Yaparsın niye yapamayasın ki” dedim. Cevap vermedi , sustu. Suskunluğu içimi dağladı. Söylenmemiş ama binlerce kelime içeren bir suskunluktu. “Gene gel, Haluk abim hep geliyor” dedi. Eve dönerken hep aklımda idi. Sonrasında bir daha hiç gidemedim oraya. Teyzemiz de eve döndü. 1-2 ay sonra teyzemizi kaybettik. Sonra arkadaşımdan öğrendim ki …

DÖRT MEVSİM MASALI

Bir zamanlar Toprak Ana, evinde yalnız yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, “bunların ne olduğunu” sormuş.
Nöbetçi:
― Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz çocuk var. Kavga edip duruyorlar.
Toprak Ana :
― Onları bana gönderin, demiş. Ben yalnızım, biraz da benimle otursunlar.
Nöbetçi Toprak Ananın isteğini krala söylemiş. Kral da “Peki” demiş. Toprak Ana bunun üzerine evine dönmüş, mevsim kardeşleri beklemeye başlamış.
Önce en küçük kardeş gelmiş. Pembe, beyaz saçlı, güzel bir çocukmuş. Toprak Anaya :
― Benim adım İlkbahar, demiş. Size ufak bir armağan getirdim.
İlkbahar, çantasını açmış, çantasından tomurcuklanmış dallar, renk renk çiçek demetleri, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar çıkarmış.
Çok geçmeden ikinci kardeş gelmiş. Tombul, kırmızı yanaklı bir kızmış. Adı da Yaz’mış. Kardeşine…