Erkekler Ağlamaz

12:43:00 Merve Sevim 3 Yorum

İçinde bin pişmanlık gözlerinde yaş
Yüzünde yasak duyguların verdiği garip telaş

Sesinde bir burukluk ellerin soğuk

Boğazında düğüm, düğüm kelimeler
Erkekler ağlamaz sil göz yaşını
Kaçırma gözlerini benden suçlu, suçlu

Erkekler ağlamaz insanız unutma

Sustururum zamanla içimdeki bu acıyı

Göz yaşların içimi acıtıyor

Erkekler ağlamaz sevgilim sil gözyaşını
Yaşadığım o günleri unutmak zor
Geceler boyu beklemek nedir

Onu birde bana sor

Çok özlemek ve sevmediğini bilmek

Sonu gelmez acılarımla beraber

alanlarında ustalaşmış iki güçlü yorumcu Şebnem Ferah ve Nilüfer'den eski bir şarkı olan erkekler ağlamazı bu yeni haliyle dinlemek , ayrı bir zevk veriyor... ikisinin düeti çok hoş olmuş , inş başka parçalarda da buluşur bu iki güzel ses...

3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Elfida'nın Hikayesi

23:52:00 Merve Sevim 9 Yorum

“Esmerdi, narindi, yaşı ufacıktı, ismim ile ismi benzeşiyordu. Cerrahpaşa hastanesi ağrı merkezinde arkadaşımın annesini ziyaret ettiğim sırada annesinin ona seslenmesini duyunca bana seslendi sanarak gayri ihtiyari dönüp baktığımda gördüm onu. Tam karşı yatakta yatıyordu. içim cız etti. Aldığım nefesten, alabileceğim nefeslerden utandım. Gözlerim doluverdi kendimi tutum. Gülümsedim “benim de adım seninki gibi” dedim. Gülümsedi. Elindeki telefonu gösterdi “Haluk abim aldı, bana şarkı yazdı” dedi “Klibinde beni oynatacak, ama oynamak istemediğimi söyledim” dedi.
“Biliyorum yapamam” dedi burkularak..

“Yaparsın niye yapamayasın ki” dedim. Cevap vermedi , sustu. Suskunluğu içimi dağladı. Söylenmemiş ama binlerce kelime içeren bir suskunluktu. “Gene gel, Haluk abim hep geliyor” dedi.
Eve dönerken hep aklımda idi. Sonrasında bir daha hiç gidemedim oraya. Teyzemiz de eve döndü. 1-2 ay sonra teyzemizi kaybettik. Sonra arkadaşımdan öğrendim ki “elfida” da 2 ay öncesinden gitmiş. Orada buluşacaklarmış.”
Bir kız, Elfida'yla yaşadığı kısacık bir kaç anı yazmış bu satırlara...
9 yaşındaki bir kızın, Elfida'nın hikayesi bu... Şarkıcı Haluk Levent, basından gizleyerek 16 kanserli çocuğun tedavisini üstlenmiş, Elfida onu hepsinden daha çok etkilemiş ki, ona bir şarkı bile yazmış...
ELFİDA
Yüzün geçmişten kalan

Aşka tarif yazdıran

Bir alaturka hüzün

Yüzün kıyıma vuran

Anne karnı huzur

Çocukluğumun sesi

Senden bana

Şimdi zamanı sızdıran
Şımartılmamış aşkın
Sessizliğe yakın

Kimbilir kaç yüzyıldır

Sarılmamış kolların

Sisliydi kirpiklerin

Ve gözlerin yağmurlu

Yorulmuşsun

Hakkını almış yılların
Elfida
Bir belalı başımsın

Elfida

Beni farketme sakın

Omzumda iz bırakma

Yüküm dünyaya yakın

Elfida

Hep aklımda kalacaksın...
hep aklımda kalacaksın...anne karnı huzurum.. her şarkının bir hikayesi vardır derler, hiç şarkı yazmasam da her dinlediğim şarkıya kendi hikayemi yazar, oynarım ben de herkes gibi...keşke yaşasaydı Elfida keşke biz bu anlamlı şarkıyı hiç dinleyemeseydik diyesim geliyo hikayesini okuyunca :(


9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

DÖRT MEVSİM MASALI

17:57:00 Merve Sevim 2 Yorum

Bir zamanlar Toprak Ana, evinde yalnız yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, “bunların ne olduğunu” sormuş.
Nöbetçi:
― Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz çocuk var. Kavga edip duruyorlar.
Toprak Ana :
― Onları bana gönderin, demiş. Ben yalnızım, biraz da benimle otursunlar.
Nöbetçi Toprak Ananın isteğini krala söylemiş. Kral da “Peki” demiş. Toprak Ana bunun üzerine evine dönmüş, mevsim kardeşleri beklemeye başlamış.
Önce en küçük kardeş gelmiş. Pembe, beyaz saçlı, güzel bir çocukmuş. Toprak Anaya :
― Benim adım İlkbahar, demiş. Size ufak bir armağan getirdim.
İlkbahar, çantasını açmış, çantasından tomurcuklanmış dallar, renk renk çiçek demetleri, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar çıkarmış.
Çok geçmeden ikinci kardeş gelmiş. Tombul, kırmızı yanaklı bir kızmış. Adı da Yaz’mış. Kardeşine :
― Haydi çekil bakalım, bak, ben geldim, demiş. Sonra po da çantasından çilek, kiraz, şeftali, erik gibi meyveler çıkarmış, bunları Toprak Anaya sunmuş.
Derken üçüncü kardeş gelmiş. Sarı sapsarı bir çocukmuş. Toprak Ana’ya :
― Ben sonbaharım demiş. Yalnızlığı, sessizliği çok severim, demiş. Sonra da kuşları kovmuş, her yeri sarıya boyamış. Ortalığa bir sessizlik çökmüş. Tam bu sırada dördüncü kardeş gelmiş. Çiçekleri, meyveleri dağıtmış, cebinden beyaz bir su çıkarmış, bu suyla her yeri beyaza boyamış. Bir yandan da :
― Benim adım kış, benim adım kış diye bağırıyormuş.
Dört kardeş de Toprak Ananın evinden gitmek istememiş. Kavgaya tutuşmuşlar. Ortalık alt üst olmuş. Toprak Ana kızmış :
― Beni dinleyin, demiş. Ya sırayla gelin, evimde üçer ay misafir kalın, ya da çekilip gidin. Hepinizi birlikte istemiyorum.
― Bunun üzerine mevsim kardeşler düşünmüşler. Aralarında anlaşıp Toprak Anaya, “peki” demişler. İşte o günden beri sırayla geliyor, Toprak Anada üçer ay misafir kalıyorlar.:)

sıcak olur sıcaktan yakınırız, kış gelir soğuktan yakınırız...hiç mi memnun olmayız halimizden .. şu an dışarda kış geri gelmiş halde , kar kesik kesik yağıyo ve umarım bizler misafirimizi memnuniyetle ağırlıyoruzdur :)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)