Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Vogue hangi ayın kadınısınız?

Kadın olup da burçlardan uzak durabilen var mıdır bilmem.. gazetelerde her gün çıkan burç yorumlarından bahsetmiyorum, bugün kova kadınları çok güzel haberler alacak,  yeni iş görüşmeleriniz olacak maddi olarak rahatlayacaksınız! üç satırlık yorum binlerce kova kadınında çıkacak, yok böyle bir şey tabi.. bu saçma yorumlardan çok ben burçların özellikleriyle ilgileniyorum. hepsi doğrudur demiyorum tabi ama burçlara özel yapılan kişilik özellikleri,  kendimi daha doğru tanımlamama yardımcı oluyor.. kovalar özgür olmak isterler dediğinde, aa evet ben de özgürlüğüme düşkünüm demeyi seviyorum doğrusu :) Vogue Alman sayısında Swarovski ile birlikte çalışmış ve burçlara göre kadınların takı seçimini karelemiş. fotoğraflara bayıldım, hepsi ayrı ayrı tablo değerinde sanki.. ben şubat kadınıyım, siz hangi ayın kadınısınız ?
Ağustos Kadınları Ormanın büyüleyici yaratıkları gibi, bolca barok giyer.
yüzü çevreleyen baş aksesuarları ve dramatik vücut parçası..


Şubat Kadınları  süslü kristal bir bolero …

üniversitede öğrenci olmak

bence her gence, üniversiteye girmeden önce, üniversite kullanma kılavuzu verilmesi gerek!
bazıları anlamıyor bütün sene yatıyor, yıl sonu etekleri zil çalıyor..
bazıları çok çalışıyor , ev-okul derken yaşadığı şehri bile tanıyamadan mezun olup geri dönüyor..
bazıları sanıyor ki hocalar hala dersi biz öğrenelim diye kendini paralayarak anlatacak..
bazıları da sanıyor ki derste ne işlenmişse sınavda o çıkacak !
bazıları hala yemekhaneye kız-erkek tavlamaya gidiyor..
bazıları sanıyor ki İstanbul'da okuyanların hepsi taksimde alemlerde olmalı..
bir de anne babaların bazıları var..
en önemlisi de aman yavrum derslerine iyi çalış diyenleri..
üniversitenin ders çalışma yeri değil hayatı öğrenmeye çalışma yeri olduğunu hala anlayamamış olanları..

Çalışma odalarıyla ilişkim

eskiden genç odam olsun diye çırpınıp dururdum, oldu da sonunda :) çalışma masamı çalışmak dışında her şeyde kullandım diyebilirim. yeri geldi hızlı hızlı ütü yaptım orda, yeri geldi çantalarımı koydum, yeri geldi incik boncuklarla doldurdum. hakkını veremedim sevgili masamın bi onu bilirim.. ha orda çalışmadın tembeldin diye geçirmeyin lisede harbi inek öğrenciydim ! bir ödev aksamaz, bir yazılıdan kötü alınmazdı.. itiraf ediyorum karnede derslerinin hepsi 5 olup bir 4'e ağlayan o kız bendim :) bu başarımı yatarak kazanmıştım, mecazen değil harbi ben yatakta uzanarak ders çalışırım.. masada oturamam dizlerim çok ağırırdı, ya halının üstünde ya yatağımda çözerdim testleri.. ama çalışma odalarını çok seviyorum her ne kadar kullanmasam da.. en başta motive ediyor, düzenli , huzur veriyor.. bir de bişey farkettim yaşlandıkça düzen hastası oluyorum ! kadınların çoğunda olur mu bu ? herşeyi kontrol etmeye de kalkışıyorum, bu bende unutkanlığa yol açmaya başladı :S nerden aklıma geldi …

küçük şehir mi büyük şehir mi ?

Ben Trabzonda büyüdüm , bizim oralarda trafik felan olmaz, ulaşımda çok kolaydır. otobüsten çok dolmuş kullanırız ve dolmuşta ayakta yolcu gitmez herkesin bir yeri olur. genç şoföre denk gelmişseniz hele 10 dakkalık yol 5 dakkaya düşer.. heyecanlı , atraksiyonlu, bol Trabzonspor muhabbetine tanık olunan seyahatler edersiniz. yapı itibari ile yüksek sesle konuşan heyecanlı bi o kadar da şiveli insanlarımız vardır. bazen aman trabzon erkekleri de ne kaba höt höt derler, deriz.. ama o kaba dediğiniz hiç bir erkek, tıklım tepiş otobüste dolmuşta terbiyesizlik yapmaz. gerekirse binmez o otobüse ama milletin karısına kızına rahatsız edecek derecede yaklaşmaz. yaşlısına saygı gösterir, hamilesine saygı gösterir.. İstanbulda 4. yılımdayım ve geçenlerde mecburiyetten metrobüsü kullanmak zorunda kaldım ! insanlık ayıbı nerde yaşanıyor derseniz o gün gördüm nerde yaşandığını derim. önümde insanlar vardı arkalarında bekledim, bir geldi yok iki geldi yok bir kişi bile binemedi. altıncı metrobüste…

Öğretmenler günümüz kutlu olsun

Öğretmenliği meslek olarak seçmeme sebep olan insanlar, çocukluk anılarımın en iyi hatırladığım zamanları okulumda geçmiştir.. ilk okula kayıt olduğum gün hala gözümün önünde, ilk kurdelemi aldığım gün de.. 30 kişinin içinde hep benim gözüme bakarak dersi anlattığını sandığım öğretmenlerim, ailelerimizden çok hayatımızı sizin şekillendirdiğinizin farkında mıydınız acaba.. sıralarımızdan bunu anlayabilmemiz ne kadar zor olurdu tahmin edebilirsiniz.. ki ben 2. sınıfta okulumu değiştirmek zorunda kaldığımda, evime kadar gelen, bana mektup ve şiirler yazan öğretmenimi, hala anlamaya çalışmaktayım... hangi meslekte var insan yetiştirmek,  öğretmenlikten başka hangi iş bütün meslek sahibi insanları yetiştiriyor. doktorun, mühendisin, avukatın hepsinin yetiştiricisi kim... bilmiyorum bizler görebilir miyiz ama ülkemizde hakettiği değeri inş tekrar geri kazanır bu kutsal meslek. her ne kadar önümüze türlü türlü engeller koysalar da umarım ben de sizin aranıza katırım.. ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ KU…

Annemin cep telefonuyla tanışması :)

Annemin cep telefonuyla tanışması bundan uzuun zaman öncesine dayanıyor. akrabalarımdan ilk dayımda görmüştük cep telefonunu, bir gün telefonu çalmaya başlayınca  annem koşa koşa alıp hem dayıma uzatıyor hem şaşkınlıkla,  *Allahın işine bak yareppim,el kadar şey kimin aradığını nerden anlay da *zeki arıyor diyor.* diye heycanla bize anlatıyordu. Daha sonralardan cep telefonu yaygınlaşınca bizim evden ilk kez babamın cep telefonu olmuştu. yalnız anneme hala uzak olan telefon teknolojisi bir gün neredeyse babamla kavga etmesine sebep oluyordu.. neymiş efendim telefonun ekranında yazan Bakiye kadın ismiymiş :)  kimmiş bu kadın ? babamın telefonunda ne işi varmış.. aklıma gelen bir başka telefon macerası kız kardeşimin telefon aldıktan sonra çok mesajlaşmasıyla ilgili..  annem artık olaya o kadar uzak değildi, telefonla neler yapılabildiğini az çok biliyordu..  kendi çapında kardeşimin kimlerle bu kadar konuştuğunu araştırmaya kalkmış bi gün..  telefonu açmış kurcalamış biraz sonra sini…

Yemek defteri açılışımıza buyrun :)

bizim eivimiz öyle sıradan öğrenci evlerinden değildir efenimm :) bazen öyle yemekler pişer ki kendi evimde yememişimdir o yemeklerden o derece.. son sınıf olunca , ee malum öğrencilik hayatını mumla arayacağımız için, okul bitmeden yapmak istediğimiz ne varsa yapalım diyoruz aidoşla.. uzun zamandır aklımızda , hem kırgız hem türk mutfağından yemekleri yazacağımız yemek defteri oluşturma fikri vardı. hem üniversite yıllarımızdan ilerde bize hatıra kalacak bir defterimiz olucaktı, hem de ilerde mutfakta bize yardımcı olabilecek bişey.. uzun lafın kısası, defterimizi aldık en güzelinden en puantiyelisinden, kalemlerini bile yeni aldık o derece :) ilk yemeğimiz orta asya pilavını aida'nın mutfağından seçtik. pilavımızı yaptık, fotoladık ve tarifin üstüne çıktı alıp yapıştırdık.. ikinci yemek bizim  mutfaktan aidanın çok sevdiği mercimek çorbası olacak :) ben öğreteceğim bu sefer.. tarifler arttıkça yine fotolayıp paylaşırım belki bilmediğiniz yemekler de olur tarifini istersiniz :)




Sürpriz hediyem geldi

geçen sene bloglardaki çekilişlerden baya bişiler kazanmıştım.. bana çıkmaz demeyin gerçekten ,çekilişler hem eğlenceli hem heyecanlı oluyor, hele de size çıkınca keyfine doyulmuyor..  yapanları da canı gönülden destekliyoruz bu arada :) en son katıldığım çekiliş yeni blogger arkadaşım pınarın çekilişi olmuştu..  yeni olmasına rağmen hızla yükselen hepsisatista blogu,  hem kaliteli hem de sezon ürünleri çok uygun fiyatlara satıyor.. hediye çekilişini kazanamadım ama yorumum pınarın aklında kalmış, hoşuna gitmiş o da bana bu güzel hediyeleri göndermek istemiş.. pınarcım tekrar teşekkür ederim hediyelerin için, seve seve kullanabileceğim tam benlik hediyeler göndermişsin :) blogunu da takipteyim, kendime uygun bişi bulduğum zaman tekrar kapını çalacağım :)

Son gün sınava çalışan öğrenci:)

Öğrencinin halleri diye şöyle geniiiş bi belgesel çekilse,belgesel izlenme oranı çığır yapardı herhalde! eğitim sistemi kafayı yemiş bi ülkede öğrencilerin de kafayı yemesi normal ki bence :( bizi ezberci eğitime zorlayanlar utansın.. bi de demiyorlar mı ezberlersen olmaz anlaman gerek :S sanki her konu 'gel beni anla, bak ne kadar anlaşırım' diyor.. yok anacım bazılarını yüz defa da okusan anlayamıyorsun. öğretmenliğe ilk adımı attık atmasına ama hala öğrencilik psikolojisinden kurtulamadım.. videoyu çeken arkadaşların da ellerine sağlık.. şu sıralar bütün öğrenci evlerinde yaşanan makus öğrenci talihini çok iyi tiye almışlar :)

Samimi Bulmuyorum

tvde ağlayayıp 2 dk sonra, 1.60 boyunda, esmer, giyimine özen gösteren eş adaylarımı bekliyorum diyenleri samimi bulmuyorum,
en güzel fotoğrafını faceye koyup 'ehh işte' kıvamında yorumlar yapanları samimi bulmuyorum, erkek şoförlerin kadınlara yol verip erkeklere sıra gelince gaza basıp gidenlerini samimi bulmuyorum,
hayatında bi çocuğu sevmemiş, bi yaşlıyla sohbet etmemiş insanların sosyal mesajlar vermelerini samimi bulmuyorum,
elalemle güleryüzlü, içten, anlayışlı konuşup ailesine ketum davranan insanları samimi bulmuyorum,
dönüp kendisine bir kere bakmadan, karşısındakini saçından, tokasına, taktığı çantanın markasına kadar eleştiren insanları da samimi bulmuyorum.
ayy ben türkçe müzik dinlemem deyip, bulduğu bütün yabancı şarkıları facede paylaşıp ingi. sözler yazanları samimi bulmuyorum.

ve daha aklıma gelmeyenleri de..

he bi de evine yeni koltuk alıp üstüne örtü sererek kapatan teyzeleri samimi bulmuyorum :) yukarda yazdıklarım ciddi ciddi kızdığım şeylerdi de bu sonu…

Evim Sensin

Evim Sensin..   sizin eviniz kim diye bir soru sormuş Özcan Deniz afişlerde  :) önce onu söyleyin bakalım sizin eviniz kim ? Filmi izlememin tek sebebi özcan denizle fahriye evcenin gerçek hayatta da sevgili olması  ve sevgili olmalarının filme nasıl yansıdığını merak etmem.. çok fazla beklentiyle gitmemiştim zaten.. sonuç olarak filmi beğendim mi ? eh işte ! neden eh işte çünkü senaryo çok bilindik, bir kaç kez çekilmiş bir konuda ilerliyor.. hasta unutkan kadın ve çok aşık iki sevgili.. duygusal mı, evet beklemediğim kadar etkilendiğim gözlerimin dolduğu sahneler oldu.. romantik mi, evet çok romantik,zaten sevgili olduklarını bilmek ayrı tat kattı izlerken.. fahriye nasıldı :) çok güzeldi.. sanki makyaj yoktu yüzünde, doğal güzeldi, samimiydi ama bazı anlarda salak aşık modundaydı! benim için filmin süpriz sahnesi, fahriyenin annem Trabzonludur, çok da güzel türkü okurum deyip, türkan şorayın balıkçı kız filmindeki beresiyle karadeniz türküsü okumasıydı..  bilmiyorum sesi kendi ses…

Ögrenci Evi

şimdi size öyle bir öğrenci evi göstereceğim ki, 'lan bunun ki öğrenci eviyse biz nerede yaşıyorduk' diyeceksiniz ! hem de tek odalı,hem mutfakla birleşik bi de üstelik küçücük bir yer.. dekorasyondaki inceliklere, duvar diplerine, evin köşelerine bakın hele.. yalnız bu kadar düzen biraz fazla değil mi! :) ev sahibinin erkek olduğunu düşünüyorum çünkü bir kız bu kadarcık  odaya asla sığamaz :S kıyafetler, ayakkabılar, çantalar, incik boncuk derken kapıdan içeri giremezdi. ama erkeklerin de bu kadar düzenli bi evde 5 dakkadan fazla yaşayabileceğini  sanmıyorum :) uff kafam karıştı :) kim yaşıyor bilmem ama eve bayıldımmm.. dekore edenin eline gözüne dizine sağlık valla :)












*fotoğraflar: http://freshome.com/