musmutlu yıllar :)

15:04:00 Merve Sevim 13 Yorum


yılbaşı yılbaşı yılbaşı :)
tüm bloglarda konu aynı olunca ben de bir şeyler yazmak istedim.
yılbaşına ben, melek , annem ve sıfır kilometre yeni bulaşık makinemizle gireceğiz bu yıl :)
babam gemide çalıştığından muhtemelen seferde, rusya karasularında olur o konuya hiç girmeyelim :)
geçen hafta hepimiz üç beş para katıp anneme süpriz bir bulaşık makinesi aldık..
annem böyle konularda büyük tabuları olan bir kadındır, evde bir çift kız varken bulaşık makinesi almam diyerek büyüttü bizi, biz de ailece o tabuyu yıkmak istedik..
biraz laf yedik ama kabullendi durumu..
kabullendi kabullenmesine de tam bir haftadır makineyi kullanamıyoruz!
sebebi annemin iki tabaktan bişi olmaz hemen yıkarım düşüncesi!
neredeyse bulaşıkları kaçıracağız makineye doldurmak için,bakalım nezaman açılışını yaparız belli değil :)
biz yeni yıla böyle sıcak bir havada gireceğiz anlayacağınız..

***
2013 geride kalırken geri dönüp bakıyorum da, hayatıma amma damgasını vuracak olaylar yaşamışım..
2013 bizden ananemi aldı, ölmese de başına gelen alzeihmer onu bizden tamamen aldı diyebilirim.. 
ananemin hastalığı dışında kötü bir yıl olmadı bu yıl..
üniversitemden takıntısız  mezun oldum, evlilik teklifi aldım ,kapandım, ilk işimde çalışmaya başladım vs..
2013 böyle geçti esas 2014 çok daha iyi geçecek hayatımın en iyi yılı olması için elimden geleni yapacağım :)
kpssyi kazanıp hayatıma yeni bir yol çizeceğim.. insan hayalleriyle yaşar sonuçta hayalimi gerçekleştireceğim..
umarım sizin içinde bol kazançlı bir yıl olmuştur 2013..
dertleri geride bırakarak yepyeni bir yıla girersiniz ve musmutlu bir yıl olur sizin için umarım :)




*foto: www.pinterest.com

13 yorum:

sizi sevi_yorum :)

kelime oyunu yıkıl karşımdan!

16:52:00 Merve Sevim 9 Yorum


sinir oluyorum ya!
neymiş 'Kelime Oyunu' yayından kaldırılmış.
sebep?
soruların birinde 'rüşvet alan kişiye ne denir' diye sorulmuş.
yok artık devenin bale pabucu, napıyorsun sen İhsan Varol, neden açığa veriyorsun bunu, milletin bu kelimeden haberi yok, bizim lugatımızda rüşvet diye bir kelime yok ki rüşvet alanı bilelim!
neden milletin gözünü açıyorsun, al işte sana ceza, sen bizim ekmeğimizle oynadın biz de seninkiyle!
bu ülkeyi sadece biz dolandırırız, uyandırmaya kalkanların da elini kolunu keseriz!
doğru söyleyeni dokuz köyden değil sadece Türkiyeden kovarız!


9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

beyaz örtü..

21:28:00 Merve Sevim 8 Yorum

 


soğuk dışında herşeyi sevilir kış'ın..
kış demek aynı zamanda arınmak demektir çünkü..
insanın bir yıl hoyratça kullandığı, üzerinde yaşadığı, çiğnediği toprağın,
onlara hiç gücenmeden, kırılmadan her sene kirlerinin üstünü bembeyaz örtüyle örttüğü mevsimdir kış..
hem insan hem de toprak için dinginlik mevsimidir aynı zamanda..
hem ruhumuzu hem bedenimizi dinlendiririz kışın..
iç sesimizi duyarız sık sık..
planlar yaparız yaz için...
çokça hayaller kurarız , özellikle kar yağdığı geceler..
bir çok tövbe eder, bir çok yeni karar alırız..
özellikle yepyeni bir yıla yepyeni temiz sayfayla başlarız hepimiz..
sanki geçen seneye de aynı sözlerle girip hiç birşey yapamadan çıktığımızı bilmiyormuşuz gibi..
o temiz sayfaya ilk günlerde özenerek yazarız en güzel yazımızı..
baş üstünde taşırız yeni açtığımız temiz sayfamızı..
sonra bir bakarız ona da alışmışız çoktan..
biz dikkat etsek de hayatımıza , herşeyin bizim elimizde olmadığını görmüşüzdür çünkü..
planlar aksamaya başlar sonra..
hasta oluruz , ya da sevdiklerimizin başına bir iş gelir biz yine umduğumuzu bulamayız yeni yıldan..
sonra bir bakarız yaş gitmiş, yaşlanmışız sevinerek karşıladığımız o yeni yıllar bizi sonumuza yaklaştırmış..
dönüp arkamıza bakarız, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığımız onca seneye şaşar kalırız..
sevdiklerimizden ayrılma korkusuyla her sene her sene işte ömrümüzü tamamlarız..


8 yorum:

sizi sevi_yorum :)

bitsin bu çile..

17:46:00 Merve Sevim 8 Yorum


konu; ömrümüzü tüketen özel gün hediye meselesi..
konu çok geniş girip de çıkamamaktan korkuyorum ama biraz değinip kaçıcam..
o özel bu özel derken anasını hergün özel gün oluyor hiç düşündünüz mü..
genel özel günler doğum günleri, sevgililer günü, evlilik yıl dönümü olsa da alt başlıklarda bir çığ gibi büyüyor bu konu..
ilk buluşulan gün, ilk el ele tutuşulan gün, annemlerle tanıştığı gün, ilk sinemaya gidilen gün diye diye uzuyor yani..
hediye alsan dert almasan dert..
almaya kalksan ilk yapman gereken daha önce alınmışları seçip listeden çıkarmak, ihtiyaç analizi yapmak, ağız yoklamak, piyasa araştırması derken en az 1 hafta üstünde yoğunlaşmak gerekiyor konunun..
hadi anlaşıp bu sefer karşılıklı birşey almasan kafanda deli sorular? ya bana süpriz yaparda ben dımdızlak eli boş ortada kalırsam?
hediye alınılacak gün belli olunca da süpriz felan olmuyor yani, biliyosun ki doğum günüm illa birşey gelecek.. yani esas süpriz ortada hiç bir gün yokken yapılandır dimi..
bakın hala çıkamadım konu içinden ama toparlıyorum..
şunu yılda bir güne düşürelim, bütün günlerin toplamda bir hediyesi olsun, bu stresi bir kere yaşayalım ve mıç mıç mutlu olup konuyu kapatalım taraftarıyım..
karşı tarafla anlaşma masasına oturmaya hazırım :) faydasını göreceğimizden eminim..

8 yorum:

sizi sevi_yorum :)

biraz teknoloji biraz güvenli alışveriş

13:51:00 Merve Sevim 3 Yorum


şunu söylemeliyim ki bu yazımı iphone kullanıcılarına ithaf ediyorum :)  henüz iphone sahibi olmasamda nacizane işimden dolayı öğrendiğim bir kaç faydalı bilgiyi sizinle paylaşmak istedim..
iphonelarda kullanılan son işletim sistemi iOS7, kimileri hiç beğenmiyor kimileri çok daha güzel olmuş diyor..
iOS7 tamamen güvenlik üzerine kurulu bir yazılım.. iphone alan bir kişinin ücretsiz uygulamaları indirmesi için yapması gereken ilk iş apple kimliği almak. apple kimliği almak internet kullanıcısı olmayanlara çok zor gelen bir iş.. ama ücretsiz bir uygulama indirmeye çalıştıklarında karşılarına çıkan yolları takip ederek kolayca kimliklerini alabilirler..şifresini oluştururken güvenli bir şifre için büyük,küçük harf ve sayı istiyor mesela..
apple kimliği aldınız diyelim bunu sakın ola annenizin, kardeşinizin telefonundan girip uygulama indirmeye kalkışmayın! neden mi, çünkü apple kimliğinizi kullanarak icloud üzerinden rehberinizin yedeğinizi almanızı sağlıyor..siz başka bir telefona kendi kimliğinizi girdiğinizde akıllı cihazımız sizin ve annenizin telefonundaki rehberi eşleştiriyor.. bir anda bütün rehber birbirine karışıyor.. yani unutmayın ki her telefonun bir apple kimliği olmalı!
apple kimliğinin bir diğer faydası  ise iOs7de gelen iphonenumu bul özelliği.. ayarlardan iphonenumu bul özelliğini açarsanız eğer, cihazınız çalındığında, kaybolduğunda apple kimliği ve şifrenizle internetten girip telefonunuzun nerde olduğunu bulabiliyorsunuz.. hem de mahalle ve sokak adına kadar size yer tespiti yapabiliyor..
cihazını iOS7ye yükseltmiş birisi bir süre sonra yok ben bunu beğenmedim bir önceki sürüm iOS6ya dönmek istiyorum dediğinde apple buna da izin vermiyor bilginize!
birazda apple bu aralar neler çıkarmış ondan bahsedeyim..
bilenler bilir apple'ın son çıkardığı telefonlar 5S ve 5C. Arasındaki fark ise 5C nin kasası plastik ve 5S'den daha ucuz. 5Cnin rengarenk kasası varken 5Sin siyah,platin ve altın renkleri var..
ipadlerde de yeni çıkan iki ürün var.. biri ipad mini retina.. yani eskiden sadece ipad mini vardı, şimdi bunun ekranına daha keskin,canlı renk kalitesi veren retina ekran takılmış.. ikisi arasındaki farkı görünce anlarsınız zaten..
ikinci ürün ise ipad air.. ipad air ise ipad4 lerin yarı yarıya inceltilmiş versiyonu.. yani daha hafif ve ince..
ürünleri merak edip bakmak isteyenlere çalıştığım firmanın online satış adresini vereyim: www.escmarket.com
Türkiye'nin heryerine kargoyla ürün gönderiyoruz, ve işin içinde olan biri olarak söylüyorum hem appledan 2 yıl garantili hem de piyasadaki diğer sitelerden daha uyguna veriyoruz.. apple storedaki fiyatları geçmiyoruz üstelik kampanyalı ürünleri daha ucuza veriyoruz..
reklam kokan hareketler bunlar diyeceksiniz ama gerçekten almaya niyeti olanlara yardımcı olmak için açıkladım bu kadar :) sonuçta internette ucuz diye dandik sitelerden onlarca para verip ürün alan kişilerin ne kadar madur olduklarını görüyoruz.. aman siz dikkat edin ;)


3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Burcu Çetinkaya hakkında..

10:57:00 Merve Sevim 15 Yorum


Bir hayli ilgimi çeken ve sizin de ilginizi çekeceğinizi düşündüğüm Burcu Çetinkaya'nın kapanma kararıyla ilgili bir şeyler yazmak istedim..
hani derler ya parayla imanın kimde olduğu bilinmez diye böyle durumlarda aklıma gelir bu söz..
aynı dönemde kapandığımız için ilgimi daha çok çekti bu konu :)
helal olsun dedim öncelikle, kara çarşaflı fotoğrafını görünce şaşırdım en çok, ben hayatta böyle dan diye giyemezdim kara çarşaf..
konu ile ilgili kendisi de şöyle demiş:

“Aldığım örtünme kararı sadece kendi manevi yolculuğumla ilgili bir karar. Ben hala Burcu Çetinkaya’yım. Uzun yıllar önce çıktığım bir yolculuk var ve bir adım daha atmak istedim sadece. Hayatımda kimseye karşı önyargılı olmadım. Çıplak gezen bir insan benden daha Allah’a yakın olabilir bunu yargılamak bana düşmez. Bu kararım sadece ve sadece kendi yolculuğumla ilgili ve kimseyi geçmişte nasıl yargılamadıysam şimdi de yargılamayacağım. Ama geçmişte beni yargılayanların sayısı oldukça fazlaydı şimdi de aynı şekilde olucak gibi hissediyorum. İnşallah herkesin önyargıları geride bırakıp yüreklere baktığı günler gelir” 


hani meslek olarak da ralli pilotu olmasa daha normal gelecek bu kararı ama bulunduğu konum, yaptığı iş ve aldığı bu karar çok şaşırtıcı.. ben kendimden biliyorum, ben bile az da olsa eleştirildiysem ona kim bilir neler söylenir.. ama eğer gerçekten inanarak yaptıysa bu işi hiç birine kulak vermeyecektir..
açıkken ne kadar güzelse şimdi de o kadar ortaya çıkmış güzelliği bence :) şimdi kapalı olarak ilk yarışına çıkacakmış Dubaide.. kendisine başarılar diliyorum, merakla izliyorum..

15 yorum:

sizi sevi_yorum :)

öğretmenler günümüz kutlu olsun :)

13:38:00 Merve Sevim 13 Yorum


Her ne kadar atanamasak da, çocukluktan beri öğretmenlik hayali kuran tüm arkadaşlarımın ve kendimin, bu mesleği seçmemize sebep olan canım öğretmenlerimizin güzel gününü kutlarımm..
1. sınıfta öğretmenime verdiğim gül plastik yapma bir çiçekti çok iyi hatırlıyorum.. önemli olan niyet tabi, günün farkında olmak.. hediye olayını pek sevmem aslında, durumu olan var olamayan var.. hatırlıyorum kocaman bir buket çiçekle öğretmenine vermesi için okula gönderilen bir çocuk vardı sınıfta.. tüm sınıfça imrenmiştik ona.. bir öğretmeni gülden çok iyi notlar ve tabiki de iyi bir insan olarak mutlu edebiliriz yanılıyor muyum ?



foto: pinterest


13 yorum:

sizi sevi_yorum :)

bunlar da benim arama sorgularım :)

12:05:00 Merve Sevim 16 Yorum


bloglarda en sevdiğim postlardan biri de arama sorgularının bizimle paylaşıldığı postlar :) yani insanlar hazreti google'a ne yazarak beni bulmuşlar bundan bahsediyorum.. içlerinden en komiklerini seçmeye çalıştım..

dünyanın en güzel yemeği; aradığını bulduysan arkadaşım bana da söye o en güzel yemeği yapayım :)

babam bilgisayardan kalk deyince ben; ben bilgisayar bölümü okuduğum halde bu lafı annemden
binlerce kez duydum, sana söylemiş baban çok mu :)

hocam şimdi suyu ağzımıza aldık; :D bu nasıl bir arama onu anlamadım.. abdest almaya çalışıyorsun sanırım doğru yoldasın devam et..

canım sıkılıyor; canı sıkılan beni okusun dermişim :)) benim de canım sıkılıyor kardeş sen de bi blog aç dök içini oraya ne diyim..

doksanlar bakkalın oğlu; napçan bakkalın oğlunu kızıımm :) kimi görseniz aşık oluyonuz hee..

iftara ne kadar kaldı; ben nerden biliyim :))

alper tunga öldü mü; valla öldü diye bir söylenti dolaşıyor ama gözümle görmeden inanmam :)

merve oflaz varmısın yokmusunda ne kadar kazandı; napçan? borç mu isteyecen :)

ben aslında herşeyi bırakıp tatile gitmek istiyorum; yok öyle bi dünya , yatmaya mı geldik buraya!

bu akşam nişanlanabilirim; :D bu nasıl bir kararsızlık yareppim..

beren saat kaşlarını neden almıyor; ara telefonla sor nerden bileyim ben :)

ünlülerin makyajsız halleri sakın korkmayın; :D peki korkmayız.

yoruldum patron; :D bunu yazarak beni nasıl buldun ben de şaşırdım kardeş

apartman karar defteri nasıl tutulur; ayy :D hiç güleceğim yoktu amca

benim hakkımda ne düşünüyorsan allah sana iki katını versin, amin tatlım sana da :)

gerçek deniz kızı ölüsü; :D ölüsü mü? gerçeği var da ölüsü kaldı yani.

bu şehirde oruç birde trabzonspor tutulur; evet son noktayı bununla koymak istedim :D TRABZONSPORLU KARDEŞİM HELAL !


16 yorum:

sizi sevi_yorum :)

dont worry..

11:28:00 Merve Sevim 4 Yorum


sevgili günlük bana kalbin kadar beyaz bu güzel sayfayı ayırdın ya ben de şimdi onu doldurayım dedim..
ESC ailesi olarak 3. mağazamızı açtık geçen gün.. Trabzon valimiz başta olmak üzere önemli protokoller de oradaydı.. Kahraman Maraş caddesinden geçerken sağa sola bakın görürsünüz mutlaka.. açılışla birlikte yoğun çalışmaya da başladık, bu pazarı çalışarak geçirdim mesela.. bu pazar üniversiteden sınıf arkadaşım Esra evlendi.. Esra benim üniversitede ilk tanıştığım kişiydi ve arkadaşlığımız görüp görebileceği herşeyi gördü :) ama sağolsun her başım sıkıştığında yanımda oldu, arada kırgınlıklarımız olsa da aileden biri gibi artık.. üniversiteden trabzonda evime gelen , misafirim olan tek kişi aynı zamanda.. düğününde yanında olmak çok isterdim , sadece onun değil sevdiğim herkesin en mutlu gününde yanında olmak isterim.. düğünlerde çok duygusal oluyorum ^^ Allahım çok çok mutlu etsin onu da yeni yuva kuran herkesleri de..
Trabzonda ağır tempoda çalışırken aklım hep istanbulda.. diğer sınıf arkadaşım Aida bir iki dersi kaldığı için mezun olamadı ve bizim bu sene için çok farklı planlarımız vardı onunla.. ev tutacaktık güya ben dersaneye gidecektim istanbulda o da derslerini verecekti felan.. ama annemden istanbula vize alamadım o yüzden burda iş buldum felan.. konuşuyoruz şimdi onunla yanlız kaldı oralarda diye içim eziliyo.. herşey planladığımız gibi gitmiyor malesef.. 
okuldayken sadece vize final haftalarında sıkıntı çekerdik ve biterdi.. şimdi sıkıntı stres genele yayılmış durumda.. hayata nerden tutunayım, ne iş yapayım , nerde yaşayım derken bin parça oluyor beynimiz.. bunu yaşayan tek mezun ben değilim dimi ?

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

annemin maceraları :)

11:43:00 Merve Sevim 13 Yorum


ay ben blogumu çok özlemişimm ^^
on beş gün olmuş, zaman ne çabuk geçiyorsun sen böyle..
neyse hızlıca özet geçeyim size, aslında anlatacak çok şey olsa da en ilgincini yazıcam size..
yaklaşık bir ay önce ailecek O Ses Türkiyeyi izlerken 'Dilay Hacıosmanoğlu' isminde bir yarışmacı çıktı ve onun çıkmasıyla annemin sesi bütün evi sardı, ay ben bu kızı tanıyorum merveeee !
nasıl yani nerden tanıyorsun anne demeye kalmadan annem -evet valla o gözlerinden tanıdım, aha gülüşü de aynı ! anne noluyo anlatsana dedik annem başladı..
Temmuz ayında annem mezuniyet törenim için İstanbula gelmişti, uçaktan korktuğu için de tek başına otobüse atlayıp gelmişti.. meğer koltuk arkadaşı Dilay'mış.. annem panik atak hastasıdır, ananem de alzeihmer olduktan sonra iyice sinirleri bozulmuştı, sık sık kalbi daralıp ağlamaya başlıyordu. otobüstede aynı panik nöbeti geçirmiş, otobüsü durdurmuş şoför biraz temiz hava alsın diye.. Dilay da annemle birlikte inip onu teselli etmiş, ilgilenmiş.. üzülme teyzecim hepimizin zor günleri oluyor diye..tabi annem otobüste fenalaştığını bana hiç anlatmamıştı o güne kadar..
velhasıl kelam ben bir gün mağazada dururken karşı dükkanda bir kız gördüm , Dilay'a çok benzettim ama yanına gidemedim.. bir hafta sonra tekrar bizim pasajda görünce tanıdım artık.. mağazanın önünden geçerken önüne atladım kızın :) tanıttım kendimi anlattım durumu.. annemin onu görünce nasıl heyecanlandığını felan söyledim işte.. ayaküstü hızlı bi sohbet ettik anlayacağınız.. 
akşam oldu anneme söyledim, sanki yıllar önce kaybettiği çocuğunu bulmuş gibi sevindi :) 
Dilay Gökhan'ın takımında.. maşallah çok da güzel sesi var.. Allah yolunu açık etsin, biz de şehrimizin yarışmacısını sonuna kadar destekliyoruz tabi :)

13 yorum:

sizi sevi_yorum :)

dolaplı ütü masası meselesi..

10:12:00 Merve Sevim 26 Yorum



ütü masalarının ilgi alanıma girmeye başlamasını iyiye alamet olarak görüyorum, sanırım evren bana "evlilik" konusunda mesajlar vermeye başladı :) hadi kızım beğen artık , al bir ütü masası yaşın geldi her an seni istemeye gelebilirler mi diyor acaba ?
şimdi kafamda deli sorularla dolaşıyorum, o ütü masasını alırsam yarın gelirler mi istemeye, ya da almazsam hiç gelmezler mi :)
hakkaten nedir kızlardaki bu gereksiz herşeyim kusursuz olsun merakı, alt tarafı ütü masası işte.. başka derdim mi yokta günlerdir araştırma yapıyorum, hayır derdim de var yani..
neyse şu dolaplı ütü masaları var ya onları araştırıyorum..
severek takip ettiğim bloglardan biri pembe gönlüm sende blogunda aylar önce gördüğüm, sonra tesadüfen evmanya sitesinde tekrar görüp almaya heves ettiğim bir masa.. fiyatı 350 tl hem de yanında ütü hediyesi var.. 
ütü yapmayı sevmediğim için belki bu cici masayla ütü yapmayı severim diye de almak istiyorum.. ama henüz karar veremedim.. kullananlar varsa yorumlarınızı bekliyorum iyi ya da kötü..
sevgiler saygılar efenim :)


26 yorum:

sizi sevi_yorum :)

kadın kısmısı..

15:11:00 Merve Sevim 8 Yorum


bir kadın bir kadına kolayına iltifat etmez, onu toplum içinde övmez yanlış mı biliyorum..
bu yüzdendir erkeklerin dostlukları kadınlarınkinden çok daha samimi, saf , içi dışı bir olur..
kadın kısmısı kıskançtır çünkü, bencildir hep bana hep bana der..
bu yüzden erkeklerden gelen övgüye alışık olduğumdan kadınların yorumlarına daha fazla dikkat kesilirim.. hele de iyi şeyler söylüyorsa acaip mutlu olurum çünkü benim gözümde o kadın bazı şeyleri aşmıştır artık..
nerden aklıma geldi bu konu derseniz :) dersanedeki yeni sınıf arkadaşlarımdan bir, iki kişi hemi de kız "ya sen ne doğalsın, sen hep konuşsana derste.. uyandırıyorsun bizi güldürüyorsun.." gibilerinden şeyler söylemişlerdi bana, hemi de ilk haftadan.. akşam grubu olduğumuz için sanırım herkes yorgun argın iş çıkışı okul çıkışı derse geliyor.. ben de işten çıkıp gidiyorum ama derse aktif katılmazsam uyurum diye korkumdan sık sık soru sorup beynimi zinde tutmaya çalışıyorum.. öyle böyle bu sınav kazanılacak yani :)
yani demem o ki kızların bana söyledikleri geliyor aklıma hadi ya dersaneye gideyim diyorum :) sınıf iklimi ne kadar iyi olursa başarınıza mutlak etkisi olacaktır demişti hocalarımız.. bu görüşe sonuna kadar katılanlardanım..
velhasıl kelam kızlar size söylüyorum hemcinslerimize karşı bu kadar sert olmayalım, herkesin ayrı bir güzelliği vardır.. senin bir işin alkış alıyorsa onun da bir davranışı alkış alır.. ;)  kötülük, fesatlıktan kime fayda gelmiş ki dimi yani :)
mutlu pazarlar dilerim..


*foto: joanafaria.bigcartel

8 yorum:

sizi sevi_yorum :)

!Mim Blogger Buluşması

22:01:00 Merve Sevim 15 Yorum



bir iki mim yazısı dışında pek mim yazısı yazmadım ama gizemin mim'ini yapmak istedim.. şimdiden kendisine teşekkür ediyorum :) mim konusu "blogger buluşması" o yüzden yazmak istedim ben de.. istanbulda elini sallasan bir bloggera restlarsınız ama trabzonda benim bildiğim pek fazla yok.. o yüzden belki burdan yakalarlar da tanışırız, hatta ilerde buluşuruz bile..
sorulara geçecek olursam:

-Blogunuzun adı ne?


-Hangi ilde yaşıyorsunuz ve semtinizi söyler misiniz?

Trabzonda yaşıyorum, Trabzon/Merkeze bağlı köyümüz..

-Blogger buluşmalarına katıldınız mı ?

Evet bir kere katıldım, İstanbul'da yaşarken sanırım 2. blogger buluşmasına katılmıştım..

-Bulunduğunuz ilde blogger buluşması olsa katılmak ister misiniz?

İstemek ne kelime koşa koşa giderim :) Benim Trabzonda tanıdığım tek blogger Leylanın Kahve Dükkanı,  bir kaç kişi daha çıksa da bir buluşma ayarlasak keşke..

-Sizce bir blogger buluşma etkinliği nasıl olmalı?

Bulunulan ilin özel bir mekanında kahvaltıyla başlamalı bence buluşma.. yemek ortamı hem ısıtır hem muhabbeti artırır :) sonrasında ister mekan değiştirilir, ister fotoğraf çekimine çıkılır, istenirse şehrin bilinmedik yerleri birlikte keşfedilir.. yani maksat buluşmak olduğu için çok fazla dolaşmaya gerek yok.. küçük hediyelerle gidilirse buluşmaya daha da keyifli olur..



15 yorum:

sizi sevi_yorum :)

rutine bindik iyi mi..

23:14:00 Merve Sevim 11 Yorum

kişisel blog yazmanın zaman zaman avantajları oluyor, mesela ne yazsam diye düşünmüyorsunuz çoğu zaman, gün içerisinde yaşadığın olayları , kızdığın insanları , mutlu olduğun anları yazabiliyorsun.. bir taraftan da herkesin seni bilmesi okuması onlarla yaşadığım olayları yazmama engel oluyor.. hani bazen keşke diyorum no name yazsaydım da içimi istediğim gibi döküp rahatlasaydım..

şuan çok doluyum , anlatacaklar çok fazla ama on bin filtreden geçirerek yazsam ancak rahat ederim bu durumda.. neyse kısaca özet geçeyim yeni mezun ve yeni işe başlamış benim rutinimi..

işim çok ağır değil, zaten iş yapmaktan yorulmam ben, bir laf, bir hareket , bir sinir bozucu tavır çileden çıkarır beni.. dövülmüşüm de yorulmuşum gibi olurum , huzursuz eden olaylar karşısında..
o yüzden işimi seviyorum ama ara ara yaşadığım olaylar iş hevesimi çok fena kırıyor..
daha yeniyim , demek ki normal böyle şeyler diye diye sabrediyorum o kadar..
bu arada dershanem açıldı hafta içi üç gün saat 6'da işten çıkıyorum 10'a kadar ders dinliyorum.. sadece dinliyorum ama beynime pek bir şey girdiğini söyleyemem, o saatten sonra insan "bırakın beni de yatıp uzanayım" modunda oluyor bilirsiniz.. 
ama yapacak birşey yok, bu sene atanmaya taktım kafayı, hem de acilen istanbula atanmam lazım!
4 sene yaşamak hayli alıştırdı beni istanbula.. trabzon'da özgür değilim gibi.. yani her istediğimi yaparım ama gizli bir baskı var burda.. bazen boğuluyorum.. 


11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

facebook...

21:54:00 Merve Sevim 6 Yorum


Facebook çıkmadan önce buralar üzüm bağlığıydı , daha mı huzurluyduk ne!
çok olmadı hayatımıza sosyal medyanın girişi ama çok hızlı benimsendi, çok hızlı yayıldı ülkemizde..
ben hatırlıyorum üniversiteyi kazandığım yıl kuzenim açmıştı bana facebook , dört yıl bin yıl gibi geliyor, eskiden napıyorduk biz yaa diyorum..
eskiyi hatılamaya çalışıyorum biraz, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı merak eder arar sorar yüzünü görmek isterdik..
4 senedir kimseye alo nasılsın dediğim yok, facede göremezsem bir mesaj atıyorum nerelerdesin diye..
kim kiminle nerde, napıyor, bugün ne yemiş, nasıl fotoğraflar çekilmiş, kim kime aşık olmuş, onun sevgilisi nasıl biriymiş, nereliymiş nerde okuyormuş artık hepsi elimizin altında ..
eskiden sevgilinden ayrılınca eski mesajlara bakar biri iki ağlar müzik dinler unutmaya çalışırdın..
şimdi ayrılır ayrılmaz faceden siliniyor.. silinmemiş de arkadaş olarak kalınmışsa f5 tuşu aşınana kadar profili yenileniyor..
bu lafı bana mı soktu, acaba bunu bana mı söylemek istedi, yanındaki kız,erkek kim ?
böyle aşk acısı azalmaz ki bin kat artar!
iyi yanları yok değil her an herkese ulaşabiliyorsun , eğleniyorsn felan ama ben şunu gördüm sanal alemde insanlar daha cesur !
yani normalde karşı karşıya birine söylemeyeceğin lafı dan diye yoruma yazabiliyorsun..
sonra hobaa al sana nurtopu gibi bir kavga sebebi..
geçen aylarda akrabalarımın başına geldi, bütün aile sırf facebooktaki atarlı konuşma yüzünden birbirine girdi..
yüz yüze bakmamalar, ayılıp bayılmalar, kavgalar yok sen bunu nasıl söylersinler..
aslında yüzyüze konuşsalardı bunu olay bu kadar büyümezdi, çünkü karşılıklı konuşurken jest ve mimiklerimizle daha iyi ifade ediyoruz birbirimizi..
facede her lafımın sonuna gülen yüz ekliyorum , korkuyorum lafım yanlış anlaşılır diye :)
velhasılkelam eskiden 3 gün küs olrdun sonra unutup barışırdın, şimdi arkadaşlıktan çıkarıp bol bol fotoğraf ekleyip birbirini kıskandırmak moda..
biz neyi amacına uygun kullandık ki bunu da adam gibi kullanalım ki zaten...


*görsel alıntıdır.

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

online alışveriş meselesi..

11:48:00 Merve Sevim 5 Yorum


Bu zamanda internetten alışveriş yapmayan kalmış mıdır diyordum İstanbuldayken, şimdi geldim Trabzona online satışta çalışmaya başladığımdan beri çevremdekilerden hep aynı soruyu duyuyorum:
-internetten alışveriş güvenli mi merve? 
yani İstanbulda duyardım insanlar market alışverişini bile artık internetten yapar olmuş, tuvalet kağıdına kadar  istiyor adam neden güvenli olmasın ki bilindik güvendik sitelerden alışveriş yaptığınız sürece.. 
ha yok ben kredi kartı dolandırıcılığından korkuyorum diyorsanız da sanal kart kullanın derim.. internet alışverişlerinizde kullandığınız kartınızın limiti çok olmasın mesela, her kartınızla internetten alışveriş yapmayın bir kartınızı sırf internet için kullanın.. 
4 yıldır ben hiç bir sorunla karşılaşmadım mesela dolandırıcılık gibi.. bilgisayarımı internetten almıştım 2 milyara.. uçak biletlerimi hep internetten almaya çalışırım.. en çok da kıyafet alışverişini seviyorum internetten.. mağazalarda dolaşıp yorulmadan bir sürü kıyafete bakabiliyoruz.. ilk başlarda anlamıyordum bütün kredimi interten aldığım kıyafetlere yatırıyordum ama alıştıkça alışverişi de azalttım  :) doydum sanırım..
Trabzonda en çok sorulan sorulardan diğeri ise:
-İstanbul'daki pazarlara gittin mi, nasıl herkesin dediği gibi çok ucuza çok güzel şeyler mi var ?
ben 4 yıl fındıkzade pazarından çıkmadım evet doğru diyorum :) okuldan çıkardık her cuma doğru pazara.. ilk senelerde baya poşet poşet ellerimi doldurup çıkardım pazardan.. baktım ki pazardan aldıklarımı 3 kere ancak giyiyorum sonra kalitesizleşiyor.. yani 5 liraya aldığım kazağın , elbisenin , tişörtün haddi hesabı yoktu :) her tatilde eve döneceğim zaman kuzenlere, çocuklara annemlere hediyelerle giderdim pazar sağolsun :) ama bir yere kadar o da.. son zamanlarda giriyordum pazara 1 tane bişi alıp çıkıyordm o kadar.. ondan da doyuyorsunuz yani..
şimdi Trabzondayım yavaş yavaş özlemeye başlıyorum , artık seneye kadar ne olur bilemem :) valizsiz gelip 2 valizle mi dönerim ordann bilinmez :)


5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

dünya için küçük benim için büyük bir adım :)

13:21:00 Merve Sevim 20 Yorum


"Bir Tek Akıla Nazar DeĞmezmiş!
Çünkü Kimse Kimsenin Aklını Beğenmezmiş." 

twitterda gördüm bu sözü pek sevdim pek hoşuma gitti neden mi çünkü son aylarda hayatımdaki büyük değişiklikleri ve karşılaştığım sorunları özetliyordu bu cümle..

şöyle ki üniversite hayatımı bitirip Trabzona döndüğüm ramazan ayının ilk günü başımı kapatmaya karar verdim. daha doğrusu bu düşünce aylardır aklımdaydı da okulun bitmesini beklemek istedim.

Lise zamanlarımda da okul dışında başımı kapatmıştım ama tam anlamıyla , dört dörtlük müslüman gibi herşeyime dikkat edemiyordum. üniversiteye başlayınca da dersten çıkınca kapat girince aç sistemi hiç hoşuma gitmedi ve üniversitede kapatmadım başımı.. okulum bitsin tamamen kapatırım diye de bir bahane buldum kendime diyelim ve 4 yılım böyle geçti..

4 yılda yaşadığım hayat tecrübesinin haddi hesabı yok tabi.. kendi adıma çok büyük işler başardım.. ama hayat akıp da zaman su gibi geçtikçe değmez dünya hayatı zaten bomboş gel okul bitince vicdan yaptığın bu durumdan kurtul diye diye kendimi hazırladım.. bunun yanında ailem de beni öyle görmek istiyordu tabi ama sen ne zaman istersen diyorlardı.. öyle böyle derken okul biter bitmez ben kapandım..

usuldendir hani "nasıl olmuş, yakışmış mı" diye önüme gelene soruyordum ilk başlarda :) millet de ne desin tabi çok cici olmuşsun felan diyor insanın yüzüne hiç beğenmedim denir mi benim ki de soru.. şaka bir yana kapanmak ya da kapanmamak büyük bir devrim kadın yaşantısında.. bir sürü kural , her an dikkat edilmesi gereken kurallar hem de.. eskiden tişört pantolon giyerdim kimse bakmazdı mesela şimdi azıcık kolum açılsa dikkat kesiliyor insanlar.. 

tabi önemli olan başı kapatmak değil inandığın dinin  tüm gereklerini yerine getirmek.. baş örtüsünün altına saklanıp ne fena işler yapanlar da yok değil var elbet.. yakışmış yakışmamış mı ağza alınmaması gereken bir cümle tabi ne için kapandığını bilen birisi için.. ama napalım gençlik var serde istiyoruz ki güzel olsun beğenilelim :)

hani bu süreçte herkesten destek olmasını beklemedim bana ama saçma sapan yorumlar da olmadı değil.. baş örtümü bağlama şeklimi belli bir siyasi partiye benzetmeler, neden bu şekilde bağladın da diğer türlü bağlamadınlar.. saçlarını neden tepeden topladın da deve hörgücü gibi yaptın başını demeler.. hani bunu bana diyen kişi de kapalı olup aynı bu şekilde bağlamasa başını yine sorun yok ! sinirlendim biraz doğal olarak.. üniversitede çok sevdiğim bir arkadaşımın kapanırsan seni silerim demesi.. hala silmemiş gerçi :) bakmıyorum sanmasın.. yani boş işler bunlar.. aklım fikrim kişiliğim değişmedi sonuçta saçımı kapattım.. bu kapanma işini bu kadar hızlandıran etkenlerden biri de malum sevdiceğimdir.. 4 yıl boyunca yaptığımın yanlış olduğunu söyleyip durdu ve sonunda "haklısın"  dedim ona da.. tamam Allah için kapanıyoruz ama nefse dur deyip bir yerden başlamak gerekiyordu.. sebep olanlar olmak zorunda yani..

öyle işte iki arada bi derede anlattım size de :) yorumlarınızı da merak ediyorum aman çok sert çıkmayın bazı cümlelerime :) sevgiler saygılar blog canlarım..



20 yorum:

sizi sevi_yorum :)

git başımızdan hastalık..

22:32:00 Merve Sevim 14 Yorum



Yoğunluktan buralara pek uğrayamasam da hızlı  bir özet geçeyim size blog canlar..
haftanın 6 günü işe git, yemek ye, evet gel, yemek ye ve uyu  sıralamasında geçiyor..
erken kalkmak dışında işime çok çabuk alıştım ve şimdilik herşey çok güzel gidiyor..
asıl görevim online satış ama mağazada her şeyi öğreniyoruz yavaş yavaş..
mesela bugün hayatımda ilk kez fatura kestim..
telefonlarda heyecanlı konuşuyorum sadece,hata yapıp yanlış bir şey söyleyeceğim diye korkuyorum.
ama zamanla ona da alışacağım..

daha önce bahsetmiştim size ananeme alzehimer teşhisi koyulmuştu ve 8 aydır evde hastalığına alışmaya çalışıyorduk.
bugüne kadar hastahane yüzü görmeyen ananemin bir anda çaresiz bir hastalığa yakalanması hepimizi çok çok üzmüştü..
tek tesellimiz acı çekmiyordu , evimizde yanımızda oturuyordu, ara sıra konuşup sesini bize duyuruyordu..
yani insan ister istemez şöyle bir karşılaştırma yapıyordu, Allah korusun kanser olup kemoterapiler göreceğine, kablolara  bağlı yaşayacağına ne bileyim hastahanelerde perişan olacağına böyle bir hastalık olması daha iyiydi..
tabi ki hastalığın iyisi kötüsü olmaz ama ölüm en büyük gerçek !
hastalıkta kuşkusuz ölümün bahanesi, bir nevi ben burdayım demesi gibi..
biz duruma alışmaya başlamışken , doktoru korkmayın bu hastalık öldürmez yavaş yavaş ilerler derken birden ananem fenalaştı..
eskisi gibi su içemediği için son zamanlarda kanındaki üre miktarı artmış da artmış neredeyse ölümün eşiğine gelmiş !
ölüm aklımıza bile gelmezken şimdi doktorun herşeye hazırlıklı olun demesiyle yıkıldı ailemiz ..
tamam biliyoruz hepimiz öleceğiz ama bu işin bir anda olması  çok büyük üzüntü ve şok yaşatır aileme :(
Allahım şifasını versin ananem vesilesiyle tüm hastalarımızın..
ama Allah günah yazmasın bu kadar zamansız almasın onu bizim yanımızdan !
dua ediyorum, dua ediyoruz.. :(


14 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Happy Autumn

17:00:00 Merve Sevim 7 Yorum



Güz , hazan, hüzün mevsimi sonbahar..
soluk soluğa izlediğiniz filmin son sahnesi gibi..
koşuşturmayla geçen bir ömrün son demleri gibi..
annenin bebeğini dünyaya getirmek için beklediği son günleri gibi..
sınav sonrası dolmuş kafayla sokakta yürümek gibi..
bir nevi "durma" hali yani..
birini beklemek gibi, geri dönüp yaşananları hatırlamak gibi..
yazı özleyip kışa hazırlanmak gibi..
yalnız kalmak gibi..
demlenmiş bir demlik çay gibi..
tavşan kanı bir mevsim..
hoşgeldin sonbahar..
ince belli bardakta severim seni..




Görsel alıntıdır: fanpop.com

7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Mutlu Haftasonları :)

21:43:00 Merve Sevim 6 Yorum


ohh yandan yandan :) 
halay başı burma burma yar yar yar yar, yar yar aman ..
yaz gelince uçar kızlar leylim leylim leylim aman :)
o kadar fazla düğün oluyor ki artık, gözümü açtığım gibi halaya duruyorum şu sıralar..
nerde bir müzik duysam ahh tamam halay çekmeli diyorum :)
kuzenler, arkadaşlar, ablalar, abiler herkes evleniyor..
bize de halay çekmek düşüyor yapacak bir şey yok, bugün ben onlara yarın onlar bana :)
asıl ben başka bir şey söyleyecektim sizlere :)
ömrü hayatımın her haftasonunu tatille geçiren ben,
ilk defa bir cumartesi günü işe gidiyorum ..
bakmayın oraya mutlu haftasonları dediğime çalışmayanlara söledim ben onu :)
çalışana yok, işini yapsın akşam eğlensin o :)
sonbaharın serin havasını ensesinde hisseden Trabzondan öpücükler sevgili okurlarım :)
happy weekends :)



6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

İstanbul'dan haberler :)

16:17:00 Merve Sevim 7 Yorum

İnternet bulduğum anda bloga yazmak istiyorum hemen. Bursa'dan İstanbul'a geçtim uçağım burdan kalkacak çünkü. Öğrenciyken kaldığım evde kalıyorum bir iki gün. Bilmeyenler için tekrar hatırlatayım üniversite hayatım boyunca bir akrabamızın evinde kalmıştım. Evde düzenli kalan sadece bendim gelen giden akrabalarımız olurdu sık sık. En son bütün valizlerimi toplayıp apar topar gitmiştim burdan Ramazan gelmeden. Tekrar gelmek ne zaman kısmet olur diyordum hep oldu bile :)) Özlemişim çokça hem sakinliği hem özgürlüğü hem yanlızlığı. İstanbul ilginç bir şehir , hem kızıyorsunuz hem seviyorsunuz. İki şehir arasında bu kadar kalacağımı tahmin etmezdim. Trabzon'u da seviyorum orası benim evim yerim yurdum.. Ailem sevdiklerim orda en başta ama İstanbulda da sevdiklerim var artık hem de gelecek planı kurduğum önemli bir sevdiğim var :) oraya gitsem bu tarafı özlüyorum buraya gelsem ailemi özlüyorum. Ama önümdeki 1 yılın planını çizdim bile. Trabzon'da KPSS kursuna yazıldım biliyorsunuz işe de gidiyorum. Bu bir yıl hem iş hem kurs yoğun bir tempoda geçeceğe benziyor. Öğretmenlik hayalimin peşini öyle çabuk bırakamam çocukluk hayalimdi öğretmen olmak. Çok para değil istediğim sevdiğim mutlu olacağım işi yapmak istiyorum. Allah herkesin kalbine göre versin çok dua ediyorum bu şekilde. Sizler de dualarınızı eksik etmeyi dostlar. :)) öpüyorum hepinizi.

7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Bursa'dan sevgiler :)

16:54:00 Merve Sevim 6 Yorum



Selam arkadaşlar , yine sesim soluğum çıkmıyor merak edenleriniz oluyor beni -napıyorsun merve diye arayıp soranlar oluyor :)
ben şu sıralar Bursa / Mudanya'dayım ..
aa sen yeni işe girmedin mi ne işin var oralarda diyeceksiniz korkmayın işten atılmadım :)
çok önceden uçak bileti ayırttığım kuzenimin Elif ablamın düğünü için geldim Mudanya'ya..
hatırlarsınız şurada söz-nişan fotoğraflarını paylaşmıştım sizinle..
bu kadar kısa sürede işe gireceğimi tahmin etmediğim için 10 günlük bir düğün planı yapmıştım kendime..
sağolsun patronuma da aynen bu şekilde açıkladım durumu gelince telafi edersin dedi izni verdi..
bu arada Esc Blog'da başlattığımız büyük hediye çekilişi hızla devam ediyor duymayanlar buradan katılabilirsiniz..
dün akşam kına gecesindeydik, yine çok güzel eğlenceli bir kına oldu hem de çok güzel..
en son çocukken kına yakmıştım elime , hevesledim bu sefer böyle şekilli bir kına yaktım ben de elime :)
pist beş dakka boş durmadı, o kızlar bütün kurtlarını döktü döktü döktü :) tabi arada ben de döktüm..
hem mekan, hem müzik yapan arkadaş , hem oynamayı seven davetliler bir aradaydı anlayacağınız..
artık düğünle kına gecesinin arasına neden bir gün ara koyuyorlar anladım :)
kızlar çılgınca oynadılar bugün hepsi pert tabi düğüne kadar dinlenmek içinmiş bu ara tatil :)
her yaz olduğu gibi bu yazı da çoğumuz bol bol düğünlere katılarak geçirdik , ama artık sezon da bitmek üzere..
artık kısmet seneyeki düğünlere diyoruz, seneye de fazlasıyla düğüne katılacağız gibi görünüyor :)
sevgiler saygılar efenim..

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Çekiliş Zamanııı !!! :)

22:47:00 Merve Sevim 12 Yorum


Sen ne kadar plan yaparsan yap hayat karşıdan bakıp gülermiş derler ya aynen o durumdayım şu sıralar :) 
biliyorsunuz mezun oldum atanamayan öğretmenler kafilesine katıldım bu sene ..
ne yapsam ne etsem diye düşünürken, Trabzon'da kpss kursuna yazılmaya karar vermiştim..
ama bir yandan da kariyer netten Trabzon'da çalışabileceğim işlere başvuruyordum..
bu hafta başında o ilanlardan biri için görüşmeye çağrıldım, esc bilgisayar apple karadeniz temsilcisi..
esc bilgisayarın online satış sitesini hareketlendirecek bir fikir düşün yarın gel dedi patron, ona göre devam edelim..
aklıma bloglarda yapılan çekilişler geldi hemen..
bir blog açalım esc market adına ve çekilişle verebileceğimiz herşeyi verelim dedim..
biraz düşündük konuştuk tamam başlayalım dedi patron..
2 günde Esc Blogu  açtık ve çekilişi tasarladık.. buradan çekilişe katılabilirsiniz.
çekilişteki en büyük hediyeler, 1 adet iPad Mini, 1 adet Apple Tv ve 3 adet iPod Shuffle ..
bunların isimlerini çekilişe yazmamıza izin vermedikleri için hediye çeki şeklinde yazdık..
yani 1 adet 750 Tl değerinde, 1 adet 280 Tl değerinde ve 3 adet 130 Tl değerinde hediye çeki verilecektir.
ve tabi afişte ismi geçen toplam 99 hediye daha :)
beğenin, paylaşın, kazanın :)
çekilişe katılım ne kadar fazla olursa işteki deneme sürem o kadar kısa sürecektir sevgili okurlarım :)
unutmayın emi :)  hadi kolay gelsin..


12 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Çeyiz Alışverişim

19:45:00 Merve Sevim 30 Yorum

Üniversite bittiğinden beri annemin çeyiz alma damarları kabarmış durumda :) gerçi onun bu damarı hiç dinmiyor ki , okula devam ederken bile ne zaman eve tatile gelsem beni ve kardeşimi alır çarşıya koşardı .. sanırım iki kızın çeyizini nasıl yetiştiririm diye çok dert ediyor işini erken bitirmeye çalışıyor.. 
İstanbul'da çeyiz seçenekleri de mağazaları da çok fazla biliyorsunuz, ben de 4 yıl gezdiğim her mağazada ağzım açık gezerken kendimi çeyizde alırım diye avutmuştum.. ee şimdi geldik çeyiz almaya ama o mağazalardan bir teki yok buralarda..
Trabzonda kızlar genelde hep aynı şeyleri alıyor ve aynı markalardan alıyor.. mutfak malzemelerinin en birinci markası karaca ve güral porselen.. yemek ve tencere takımlarımızı biz de oralardan aldık..
Şimdi annem kahvaltı takımı, çay seti, baharat takımı gibi şeyleri alalım dedi.. bi gün annem melek ben çıktık bütün çarşıyı turladık ama ben istediğim gibi hiç bir şey bulamayınca kızdılar bana .. hatta melekle kavga bile ettik çok sinirlidir de kendisi :) ben inadım inat çelik tepside dizilmiş allı pullu çay setini almadım.. 
hem de 12 çay bardağı çelik tepsi 250 tl ! 
Baharat takımları da en fazla 3 çeşit cık cık onları da sevmedim.. melek bana kızmışlıkla mağazada ne varsa topladı aldı söylene söylene tabi.. ben çarşıda değil de forumda aradıklarımı bulurum diyerek oraya gitmek istedim, gittik iki yere girdik bunlar ana kız beğenmedi girdiğim yerleri hadi gidiyoruz sen istanbuldan alırsın diye kaçtılar forumdan !
o gün bana hiç birşey almadık meleğin takımlarını tamamladık.. bugün forumda meleğe ayakkabı bakarken Bernardo mağazasını gördüm bir anda hemen içeri koştum :) o gün görememiştim meleğin yüzünden .. tam da indirim sezonu aman allah ala alana .. bütün takımlar mı hoşuma gider gitti valla ! o pembe çiçekliler , o lavanta çiçekliler derken annemi aradım ben buldum takımı alabilir miyim dedim.. izini alınca başladım toplamaya malzemeleri :) melek eski aldıkları için bin pişman halde ben de istiiyorum hem de seninkilerin modelinden diye kıvranıyor ama yok gebertirim seni benimkileri unut dedim :) 
velhasıl kelam son gülen iyi güler hesabı bu lavanta desenli baharatlıklardan dizdim 6 adet, yanına tepsisini aldım.. yanına da büyük kelebekli kupalardan aldım.. şu fotodaki 6'lı sapı kuşlu fincan çay takımına da bayıldım ama melek onları çok sevdi diye tamam onları da sen al dedim..
çeyiz almak çok güzelmiş, Allah güzel günlerde kullanmayı nasip etsin hepimize kızlar :)






30 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Dünya V2.0 Belgeseli

18:33:00 Merve Sevim 6 Yorum


Ülkece belgesel hastası bir millet değiliz ama güzel yapılmış programlara rastlayınca izlemeden geçmem ben..
açıkçası bizim kanallarımız da hayvan belgeselinden başka bişey yayınlamadığı için belgesel eşittir hayvanlar alemi olarak yerleşmiş bizim beynimize..
geçenlerde cnn türkte yeni yayınlanmaya başlayan "dünya V2.0"  belgeselinden bahsedicem size..
V2.0 = versiyon iki nokta sıfırmış önce onu açıklayım :) 
bbc'nin çektiği bir belgesel , türkçe dublajla bizim ekranlarımızda..
belgeselin konusu ise son yüzyılda dünyamızın nasıl ve ne şekilde değiştiği üzerine..
hem anlatıp hem efektlerle canlı canlı bize göstermelerine bayıldım..
bir bölümde farklı bir kaç konuyu ele alıyor..
örneğin su ihtiyacımızı nasıl gideriyoruz, yemek ihtiyacımızı nasıl gideriyoruz gibi..
tabi bunların eskiden nasıl olduğunu kısaca anlatıp bugün nasıl geliştiğini, farklılaştığını anlatıyor..
yeni olduğu için mi bilmem netten ara ara bulamadım bölümlerini..
şöyle bir link vereyim size burdan  dünya v2.0  izleyin bir bölümünü yorumu kendiniz yapın bence :)

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

22:23:00 Merve Sevim 39 Yorum


AŞKA YÜKSELİŞ 


Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim..
birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar..
ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani..
ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde..
zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen..
yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında..
tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş..
yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam !
güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti..
mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben..
neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..


SENİ İSTİYORUM


İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye başladım..
ilk filmde ayrılan çiftin kavuşacağını hayal ede ede izledim..
ama yok Babi filmin yarısına kadar hiç görünmüyor, sinirden kudurdum nerdeyse..
ben Babi nerelerdesin diye söylenirken Hugo Gin diye bir kızla aynı romantiklikleri yaşamasın mı !
kıskançlıktan geberdim..
yapma Hugo etme Hugo diye diye izledim..
Gin ise su gibi güzel mi güzel baktıkça sinirim bozuldu :)
baktım ki ben ne kadar istesem de bu Babi ile Hugo birlikte olmayacak aman deyip izlemeye devam ettim.
sonra Babi'ye kızmaya başladım, o terk etti Hugo'yu ilk filmde çünkü oh olsun sana dedim sonunda..
öyle iş yaaa :) ohh anlattım döktüm içimi rahatladım..
izleyeceklere iyi seyirler şimdiden :)




39 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Günah var mı karıncayı kırınca?

15:25:00 Merve Sevim 21 Yorum


İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi'yi aramaya koyuldu.
Hocasının odasına gitti. Ama hocası odada yoktu. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına kafasına takılan soruyu edebî bir üslupla yazdı ve hocasının rahlesi üzerine bıraktı.
Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısı ile yazılmış kâğıdı görmüştü. Eline hat kalemini alan Ebussuud Efendi, talebesinin soruyu yazdığı kâğıdın altına bir şeyler yazdı ve kâğıdı rahleye bıraktı.
Kanunî bir ara tekrar hocasının odasına uğradı. Hocası yine yerinde yoktu; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla kâğıdı eline aldı ve okumaya başladı. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirdi. Kâğıdın üst kısmında Kanunî'nin hocasına yazdığı sual vardı..

Kanunî şöyle diyordu hocasına:
 -Meyve ağaçlarını sarınca karınca, Günah var mı karıncayı kırınca?
Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu:
-Yarın Hakk'ın divanına varınca Süleyman'dan hakkın alır karınca.


*Alıntıdır.

Trabzon doğumludur Kanuni Sultan Süleyman.. En uzun tahtta kalan padişahımızdır aynı zamanda, yaklaşık 46 yıl .. Batının Muhteşem Süleymanı, doğuda ise adaletli yönetiminden dolayı Kanuni Sultan Süleyman diye anılırmış  ve aynı zamanda İslam Halifesidir.. Hocası Ebusuud Efendi'dir.. Kanuni o kadar adaletli ve Allah'tan korkan bir padişahımız ki , hocasına danışmadan hiç bir şey yapmazmış.. Bir karıncayı dahi incitmeden önce hocasına danışan, fetva alan bir padişahmış kendisi..
Ölmeden önce bir kutu hazırlamış ve vasiyet etmiş, öldüğümde bu kutuyu da yanıma gömün diye.. Öldüğünde kutuyu yanına koymaya çalışanlara Ebusuud napıyorsunuz diye çıkışmış.. Padişahımızın vasiyetidir demelerine rağmen Ebusuud kefenden başka birşeyle gömülemez diye çıkışmış askerlere.. Açın bakalım ne varmış bu kutuda demiş ve askerlere kutuyu kırdırtmış.. Kutudan etrafa saçılan bir sürü kağıttan birini almış okumuş Ebusuud.. Kutudaki kağıtların hepsi o güne kadar Kanuninin Ebusuud Efendiden aldığı fetvalarmış.. Her adımını "Yaptığım Kuran'a Allah'ın kurallarına uygun mudur ?"  mantığıyla atan bir padişahmış .. Ebusuud duygulanmış "Hey gidi Kanuni Sultan Süleyman , sen kendini kurtardın Allah bizim yardımcımız olsun.."  demiş..

Kuran'ı Arapça okumak hatim etmek çok önemli biliyorum, ama bir başka önemli şeyse ayetlerin manalarını okuyup üzerinde düşünmektir.. Kuran az çok düzgün bir hayatın bütün kurallarından, sırlarından bahseder.. Bunları okumak, kendi hayatımız üzerinden değerlendirmek gerek.. :(




21 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Bayram Gezmeceleri..

12:57:00 Merve Sevim 12 Yorum


Bayram sabahı namaza giden babanın ardından anne kahvaltıyı hazırlamaya başlar..
gece geç yatan çocuklar sabahın köründe tık diye uyanır ve bayramlıklarını giyerler..
hep birlikte yapılan kahvaltının ardından aile üyeleri birbiriyle bayramlaşır..
evlerinde anane babanne gibi büyükle yaşamıyorlarsa diğer akrabaları ziyarete giderler..
biz de hiç bir bayram bunlar olmaz..
ramazan boyunca sahurda yatmaya alışan ben hiç bir bayram öğleden önce uyanamam..
babam namazdan sonra eve gelir ya da mezarlıkları dolaşır değişir bu..
annem eskiden bizi uyandırmaya çalışır, kahvaltı hazırlardı ama artık onu da yapamıyor..
ananem hasta olduğu için sabahın erken vakti onun yanına gidiyor..
biz de Melek'le öğleden sonra ananemden başlayarak büyükleri ziyarete gidiyoruz..
köyde olmak böyle zamanlarda çok avantajlı oluyor..
2 dakika mesafede bütün akrabaları ziyaret edebiliyoruz..
bayramın birinci günü gelenekleri yerine getirip ikinci gün sabahın erken vaktinde fındıklığa gittik bu bayram..
oruç oruç fındığımızın yarısını toplayabilmiştik, o yüzden sabahtan akşama kadar fındık topladık..
neyse ki bitti kurtulduk fındıktan..
şimdi üçüncü gün anne kızlar olarak biraz gezmece yapacağız..
böylelikle bir bayramı daha bitirmiş olacağız..
sizin bayram gezmeleriniz nasıl geçti ?


12 yorum:

sizi sevi_yorum :)

iyi bayramlar blogger canlar :)

22:58:00 Merve Sevim 4 Yorum



4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kız kardeş..

21:41:00 Merve Sevim 7 Yorum


Size kardeşimden hiç bahsetmedim, annemden bahsettim de kardeşimi es geçmişim :)
ismi Melek ama çocukluktan beri alışmış herkes ona Melük der..
eskiden aldırmazdı da genç kız oldukça "bak bi daha bana Melük dersenn !"  diye tehdit etmeye başladı beni..
aramızda 2 yaş var ama sanki ben değil de o benim ablam :)
fiziki olarak da büyüktür benden , kendisiyle kavga etmekten çekinirim yani :)
çok atarlıdır, asabidir , çakmak gibi parlar sönmesi bazen bir kaç günü bulur..
"açken sen, sen değilsin" lafı tam da onun için söylenmiştir..
işten geldiğinde önce mutfağa uğrar, yemek yoksa sinirle kapıları vura vura odasına gider!
kıskançtır da kendisi, ayıptır söylemesi sürekli benim ona örnek gösterilmem kardeşimi bazen çileden çıkarır :)
okumayı pek sevmeyen bir öğrenciydi, liseye de endüstri mesleğe vermiştik onu..
bölüm olarak da kimya bölümünü seçti sonradan, staj yapması gerekiyordu maçkada bi eczaneye girdi..
evde her ne kadar nazlı, asabi olsa da çok çalışkandır melek..
başkalarına karşı da çok saygılı, utangaçtır..
girdiği eczanede öyle öyle bir çalıştı ki, staj döneminin sonunda meleği işe aldılar oraya..
ufak ufak her şeyi öğrendi ve şimdi eczaneyi tek başına çekip çevirebiliyor..
evde oturmayı hiç sevmediği ve okumayı da hiç sevmediği için hepimiz napacak liseden sonra die merak ediyorduk..
gün doğmadan neler doğar diye boşuna demiyorlar işte..
ben üniversite bitirdim ama işsizim, kendisi 3 senedir eczanede çalışıyor :)
bayramlık kıyafetlerimi de bu sene o aldı sağolsun :)
ramazanın sonlarına doğru gitmiş 1000'lik puzzle almıştı..
oturdu kuruldu parçaları birleştirmeye yok yapamıyor :) bir iki denemenin sonunda "öff neyse" diye kalktı masanın başından :) kalktı ama beni oraya oturtarak..
mecbur oturduk bir sıra ancak dizdik !
bu kadar büyük puzzle daha önce hiç yapmamıştım o yüzden çok zorlanıyorum ..
bakalım bittiğinde fotoğraflayıp buraya da koyarım ;)
bayramda yeni haberlerle görüşmek üzere :)
kolay gelsin efendim...


7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Mübarek olsun gecemiz..

19:31:00 Merve Sevim 5 Yorum


fazla söze gerek yok bu gece , samimiyetle yapılacak tövbelere ait bu gece..
bu gecenin özel duası ise belli,
Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affeyle ..
dua ederken önce başkasına sonra kendimize edelim ki dualarımız daha hızlı kabul olsun :)
hayırlı geceler efendim ..




5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Karadeniz için fındık vakti !

21:32:00 Merve Sevim 6 Yorum

Ramazanın son haftasına girdik, keyifleriniz nasıl arkadaşlar :)
benim keyfim kpss'den sonra biraz kaçtı ama çabuk toparladım kendimi..
orta halli geçen sınavın sonucu da orta halli gelince, atanma hayalleri seneye uzadı anlayacağınız..
şimdilik tek bildiğim seneye daha fazla çalışarak rekor bi puan almak :)
gelişmelerden yine haberdar ederim sizleri..

***
koca karı, mincane, boyhane, file, kadın parmağı ?
bunların ne olduğu hakkında bir fikri olan var mı :)
karadenizliler ne demek istediğimi anlamıştır çoktan..
bunlar çeşitli fındıklara verilen isimlerdir..
misal koca karı fındığı hiç sevilmez :)
aynı yaşlı insanlar gibi üzeri buruş buruştur ! 
bir dalda çook fazla fındık verir ve fındıkları çok sert zor kopar..
mincane güzel fındıktır, yuvarlak lezzetli, kolay kopar..
yani fındık deyip geçmemek lazım, her şeyin olduğu gibi fındığın da türlü türlü çeşitleri vardır.
ramazan ayının her yıl 10 gün geri gelmesi biz fındık üreticilerini biraz zorda bıraktı 3 yıldır..
ramazanın son haftası fındık ayının başlamasıyla birleşti ve oruç oruç herkes fındıklıklara döküldü..
inşallah seneye ramazan bitecek fındık ayı ondan sonra başlayacak..
Allahtan bizim çok fındığımız yok 4-5 gün toplarız ve biter, 1 ay toplayanlara Allah sabır versin..
fındığı daldan koparmakla da iş bitmiyor çünkü..
yaş fındığı toplamak , çuvallamak, çuvalları fındık harmanına taşımak,
 fındığı her gün çevire çevire kurutmak, kuruyan fındığı patos makinesi ile ayıklamak,
sonra tane fındığı tekrar harmanda kurutmak derken yazın çok yoruyor insanları bu fındık..
ama yapacak bişey yok, her yörenin kendine özgü tarımsal işleri vardır bu da bizim yöremizin ürünü..
sizin yörenizde neler yetişir söyleyin bakalım :)









*Not: Görseller alıntıdır.

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Bir gün bir adam yaşlı babasını sırtına almış ve..

01:12:00 Merve Sevim 6 Yorum


Çok eski zamanlardan birinde kötü bir âdet varmış. Yaşlılar artık iyice ihtiyarlayıp iş yapamaz duruma geldiklerinde ormana götürülür, orada yırtıcı hayvanlara bırakılırmış. Böylece zaten az olan yiyeceklerin, çalışan gençlere yetmesi sağlanmaya çalışılırmış. İhtiyarları belli bir yaştan sonra evde tutmak yasak olduğundan kimse yaşlı anne babasını evde gizleyemez, komşusu görüp ihbar edecek diye korkarmış.
İşte bir gün yaşlılardan birini oğlu ormana götürüp bırakmak istemiş. Kış mevsimiymiş. İhtiyar, oğul ve küçük torun beraberce ormana gitmişler. İhtiyarı bırakmış dönüyorlarmış ki, küçük torun oyuncak kızağını dedesinin yanında unuttuğunu fark etmiş. Babasına dönüp almalarını söylemiş. Babası umursamayınca da : "Kızağımı almalıyım, yoksa sen yaşlandığında seni neyle ormana götürüp bırakacağım" demiş. Oğul o an anlamış ki, ihtiyar babasının kaderi, yaşlandığında kendi kaderi de olacak. Dönüp babasının ellerini çözmüş. Alıp eve geri getirmiş. Samanlıkta saklayıp her gün ona gizlice yemek vermeye başlamış.
Bir süre sonra köyde hayvanlar arasında bir hastalık yayılmış. Hayvanlar birbiri arkasından ölüyormuş. İhtiyar oğluna şöyle demiş: "Hastaları iyilerden ayır. Onlara şu, şu otlardan ilaç hazırla. Sağlıklılara da şöyle şöyle yap.'' Oğlan ihtiyar babasının dediklerini yapmış. Gerçekten de onun hayvanları arasında ölüm azalmış. Çoğu kurtulmuş.
Bayram geldiğinde her sene olduğu gibi, o sene de köy halkı kurbanlar kesmeye başlamış. İhtiyar oğluna şu öğüdü vermiş: "Köyde hayvan çok azaldı. Senin de fazla hayvanın yok. Bu sene kurban kesme." Gerçekten de bir iki ay içinde bütün köy tarlalarda çalıştırılacak hayvan sıkıntısı çekmeye başlamış. Ama ihtiyarın öğüdünü dinleyen gencin hayvanı varmış.
İlkbahara doğru köyde artık ekmek yapacak tahıl bile kalmamış. Ama asıl sorun, tohumluk olarak kullanabilecek kadar bile tahıl olmamasıymış. Tarlaya ne serpeceklerini, gelecek senenin mahsulünü nasıl hazırlayacaklarını bilemiyorlarmış. İhtiyar bu konuda da oğluna öğüt vermiş:
 "Yavrum, ahırın çatısı samanla doldurulmuştur. Onları çıkar, yeniden döv. Oradan tohumluk buğday çıkarabilirsin." Oğlan, ihtiyar babasının dediği gibi yapmış. Köyde tohumluğu olan tek aile onlar olmuş. Bütün köy halkı bu gencin büyücü olduğunu düşünmeye başlamış. Öyle ya, herkesin işi kötü giderken, bu evde garip bir şekilde kötülüklere bir çare bulunuyormuş. Evi gözlemeye başlamışlar.
 Sonunda da gerçek anlaşılmış, ihtiyar babanın hala yaşadığı ortaya çıkmış. Köylüler genci krala şikayet etmiş. Kral önce yasalarını hiçe sayan gence kızmış. Ama olup bitenleri dinledikten sonra iyi ve yerinde bir öğüdün çok şeyi değiştirebileceğini kabul edip, ihtiyarlarla ilgili yeni bir kanun çıkarmış.
 "Bundan böyle çocuklar, anne ve babalarına yaşlılıklarında bakacaklar. Onların gönlünü hoş tutacaklar. Çünkü onların hayat deneyimlerinden her zaman için öğrenebilecekleri şeyler var."

*Alıntıdır.

Peygamberimizin bir hadisini okudum geçenlerde sizinle de paylaşmak istedim:
'Beli bükülmüş ihtiyarlar,  süt emen bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı belalar sel gibi üstünüze dökülecekti. '

Sonra internetten bu hikayeyi okudum,  çoğumuzun bakmaktan üff dediği, sıkıldığı, istemediği yaşlılarımızın Allah katında meğer ne kadar kıymetli olduğunu gördüm.. kim isterdi ki yaşlanmayı elden ayaktan düşmeyi bizler de istemeyeceğiz şüphesiz, ama gel gör ki gelecek hakkında konuşmaktan , planlar yapmaktan o kadar aciziz ki.. bazen  hayalini kurduğunuz, sabah akşam dualar ettiğiniz şeyin olmadığını görürsünüz  dimi..
sanki birileri  'hey! dur bakalım, sen naparsan yap, bu oyunda benim kurallarım geçer, ben ne istersem o olur..'  gibi sözlerle bizi izliyormuş gibi gelir..  işte bu 'gibi gelir'  fazla oldu,  aslında aynen o cümlede yazdığım gibi olur herşey..
Kul ister, ister , ister ama Allah istediğine verir!
Hepimiz yavaş yavaş yaşlılığın kollarına doğru yürüyoruz.. dua edelim de bizim hakkımızda yazılan senaryo güzel bir senaryo olsun.. hiç değilse elden ayaktan düşmeden, kimseye muhtaç olmadan canımız çıksın..
ama olurda elden ayaktan düşersek bunu da büyük nimet saymak gerek , neden mi ?
bakılmaya muhtaç bir hasta  onun ailesine sunulmuş  cennetin  anahtarı gibidir..
kimisi bu anahtarı alır, koynunda saklar ; kimisi elini sürmeden kapıya atar..
yani yaşlılarımız bir bakıma bizim cennet garantimizdir..
kıymetini bilerek yaşamak lazım :)
hayırlı ramazanlar hepinize..

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kadin, erkeginin yansimasidir.

23:25:00 Merve Sevim 13 Yorum


Brad Pitt'in hasta karısına mektubu:
Karım hasta. Kişisel yaşamı, işi, kendi hataları ve çocukların sorunlarından dolayı sürekli gergindi. Karım 14 kilo verip, 40 kiloya kadar düştü. Çok sıskaydı ve sürekli ağlıyordu. Karım mutlu bir kadın değildi. Devamlı başı ağrıyordu, kalp ağrısı vardı ve kaburga arkasında sinirleri sıkışıyordu. Sağlıklı bir uyku düzeni yoktu, sadece sabahları ve çok yorgun olduğu zamanlarda hemen uykuya dalıyordu. Bizim ilişkimiz bitmek üzereydi, ayrılma eşiğine gelmiştik. Karım kendi güzelliğini bırakmıştı, gözlerinin altına torbalar vardı, yüzüyle alay ediyordu ve kendine bakmayı bıraktı. Kendisine gelen tüm filmleri ve rolleri reddetti. Artık ben de umudumu kaybetmiştim, yakında boşanacağımızı düşündüm…
Ama sonra bir şeyler yapma kararı aldım, sonuçta dünyanın en güzel kadınıyla evliydim. Dünyanın erkek ve kadınların yarısından çoğunun idolüydü ve sonra onun yanında uykuya dalmaya, ona sarılmaya başladım. Çiçeklerle beraber duş almaya, onu öpmeye, övgüler söylemeye başladım. Onu her dakika memnun görüyordum ve çok şaşırdım, ona hediyeler alıyordum. Sadece onun için yaşamaya başladım. Onun hakkında basınla sadece ben konuştum. Bütün olayları onun yönetimi altına aldım, onun ve ortak arkadaşlarımızın yanında onu övdüm, inanmayacaksınız ama yüzünde çiçekler açtı, daha iyi hissetti. Kilo almaya başladı, sinirlenmiyordu ve beni hiç olmadığı kadar çok seviyordu hem de beni bu kadar sevebileceğine dair hiçbir ipucu yokken.
Ve sonra bir şey fark ettim: Kadın, erkeğinin yansımasıdır. Eğer erkek kadını deliler gibi seviyorsa, kadın gelecektir..

***

Angelina'nın yüksek kanser riskiyle iki göğsünü de aldırdığını biliyorsunuz, bu mektubu internette okudum ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum ama çiftin evliliğine, bağlılığına hayranlığımdan yayınlamak istedim..
'Kadın, erkeğinin yansımasıdır' cümlesine bayıldım en çok.. tamam evli değilim ama etrafımda evli bir sürü insan var.. ve bir ablamdan eşi için şöyle bir cümle duymuştum 'Eşim eve girdiğinde sanki eşyaların bile yüzü gülüyor, evin havası değişiyor , ben değişiyorum..' ..
ay ne güzel söyledi diye düşünmüştüm o zaman.. kadınların evliliği gerçekten erkeğinin yansımasında şekilleniyor.. erkek ne kadar sevgi dolu, mutlu ediciyse aynısını karısında görüyorsunuz, yok ama erkek ne kadar evden kaçıyorsa, stres doluysa sıkıldıysa bazı şeylerden kadının da tadı tuzu kaçıyor.. çocuğu varsa onlara adıyor kendini, çocuğu yoksa depresyona giriyor.. Allah bütün hastalara acil şifalar versin tabi.. hastalık büyük imtihan dünyada.. senin başına gelmese bile sevdiklerine geliyor ve senin de bütün dünyan değişiyor.. o yüzden hepinize sağlıklı mutlu günler diliyorum :)  ne zaman hangimizin başına kötü hastalık gelir bilinmez.. günleri güzel değerlendirmek gerek ;)


13 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Before Midnight / Geceyarısından Önce

19:30:00 Merve Sevim 14 Yorum



Daha önce şurada uzun uzun anlattığım filmin üçüncüsü 9 yılın ardından sinemalarda..
1995-2003-2013  aynı kahramanlarla 9 yıl arayla çekilen üç kuşağa hitap eden bir film..
Aida'nın sayesinde öğrenmiştim bu filmi, ilk iki filmini onunla izlemiştik..
şimdi üçüncüsü vizyonda ama ne Aidoş İstanbul'da ne de ben !
üstelik film Trabzon'da vizyonda değil !
gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama gelmezse çok üzüleceğim..
sinemada her filmin tadı başka olur, hele de böylesine hikayesi ilginç bir filmin..
şimdilik gidenlerin yorumlarını okuyorum inş buraya da gelir film :(
ayrıca film 2013 Sundance Film Festivali'nin en öne çıkan filmi, kaçırılmaz..


14 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Green Gate Aşkına

21:23:00 Merve Sevim 17 Yorum

Sunum önemli sunum!
ama şu ramazan gününde her güne ayrı yemek, ayrı sunum derken milletin canı çıkıyordur :)
GreenGate , maaşım olduğunda ilk uğrayacağım mağazalardan..
bulabilirsem mağazasına giderim, bulamazsam online mağazaları araştırırım..
gerçi istanbulda alternatif bir çok mağazada çok cici şeyler bulmak mümkün..
bazı bloglarda o kadar güzel evler görüyorum ki,
tam benim hayal ettiğim gibi dekore etmişler :)
sağolsunlar bana da çok yardımcı oluyorlar fikir anlamında..
countr trend mobilyalar, ikeadan aksesuarlar, english home gibi yerlerden çeşitli eşyalar..
genelde beyaz ağırlıklı evlerde aralara atılmış pastel renkler :)
hayal kurmak da parayla değil ya :)










17 yorum:

sizi sevi_yorum :)