Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

dolaplı ütü masası meselesi..

ütü masalarının ilgi alanıma girmeye başlamasını iyiye alamet olarak görüyorum, sanırım evren bana "evlilik" konusunda mesajlar vermeye başladı :) hadi kızım beğen artık , al bir ütü masası yaşın geldi her an seni istemeye gelebilirler mi diyor acaba ?
şimdi kafamda deli sorularla dolaşıyorum, o ütü masasını alırsam yarın gelirler mi istemeye, ya da almazsam hiç gelmezler mi :) hakkaten nedir kızlardaki bu gereksiz herşeyim kusursuz olsun merakı, alt tarafı ütü masası işte.. başka derdim mi yokta günlerdir araştırma yapıyorum, hayır derdim de var yani.. neyse şu dolaplı ütü masaları var ya onları araştırıyorum.. severek takip ettiğim bloglardan biri pembe gönlüm sende blogunda aylar önce gördüğüm, sonra tesadüfen evmanya sitesinde tekrar görüp almaya heves ettiğim bir masa.. fiyatı 350 tl hem de yanında ütü hediyesi var..  ütü yapmayı sevmediğim için belki bu cici masayla ütü yapmayı severim diye de almak istiyorum.. ama henüz karar veremedim.. kullananlar varsa yorumlarını…

kadın kısmısı..

bir kadın bir kadına kolayına iltifat etmez, onu toplum içinde övmez yanlış mı biliyorum..
bu yüzdendir erkeklerin dostlukları kadınlarınkinden çok daha samimi, saf , içi dışı bir olur..
kadın kısmısı kıskançtır çünkü, bencildir hep bana hep bana der..
bu yüzden erkeklerden gelen övgüye alışık olduğumdan kadınların yorumlarına daha fazla dikkat kesilirim.. hele de iyi şeyler söylüyorsa acaip mutlu olurum çünkü benim gözümde o kadın bazı şeyleri aşmıştır artık..
nerden aklıma geldi bu konu derseniz :) dersanedeki yeni sınıf arkadaşlarımdan bir, iki kişi hemi de kız "ya sen ne doğalsın, sen hep konuşsana derste.. uyandırıyorsun bizi güldürüyorsun.." gibilerinden şeyler söylemişlerdi bana, hemi de ilk haftadan.. akşam grubu olduğumuz için sanırım herkes yorgun argın iş çıkışı okul çıkışı derse geliyor.. ben de işten çıkıp gidiyorum ama derse aktif katılmazsam uyurum diye korkumdan sık sık soru sorup beynimi zinde tutmaya çalışıyorum.. öyle böyle bu sınav kazanılacak yani :)
ya…

!Mim Blogger Buluşması

bir iki mim yazısı dışında pek mim yazısı yazmadım ama gizemin mim'ini yapmak istedim.. şimdiden kendisine teşekkür ediyorum :) mim konusu "blogger buluşması" o yüzden yazmak istedim ben de.. istanbulda elini sallasan bir bloggera restlarsınız ama trabzonda benim bildiğim pek fazla yok.. o yüzden belki burdan yakalarlar da tanışırız, hatta ilerde buluşuruz bile.. sorulara geçecek olursam:
-Blogunuzun adı ne?
küçük hanımın güncesi..
-Hangi ilde yaşıyorsunuz ve semtinizi söyler misiniz?
Trabzonda yaşıyorum, Trabzon/Merkeze bağlı köyümüz..
-Blogger buluşmalarına katıldınız mı ?
Evet bir kere katıldım, İstanbul'da yaşarken sanırım 2. blogger buluşmasına katılmıştım..
-Bulunduğunuz ilde blogger buluşması olsa katılmak ister misiniz?
İstemek ne kelime koşa koşa giderim :) Benim Trabzonda tanıdığım tek blogger Leylanın Kahve Dükkanı,  bir kaç kişi daha çıksa da bir buluşma ayarlasak keşke..
-Sizce bir blogger buluşma etkinliği nasıl olmalı?
Bulunulan ilin özel bir mekanında kahvaltı…

rutine bindik iyi mi..

kişisel blog yazmanın zaman zaman avantajları oluyor, mesela ne yazsam diye düşünmüyorsunuz çoğu zaman, gün içerisinde yaşadığın olayları , kızdığın insanları , mutlu olduğun anları yazabiliyorsun.. bir taraftan da herkesin seni bilmesi okuması onlarla yaşadığım olayları yazmama engel oluyor.. hani bazen keşke diyorum no name yazsaydım da içimi istediğim gibi döküp rahatlasaydım..
şuan çok doluyum , anlatacaklar çok fazla ama on bin filtreden geçirerek yazsam ancak rahat ederim bu durumda.. neyse kısaca özet geçeyim yeni mezun ve yeni işe başlamış benim rutinimi..
işim çok ağır değil, zaten iş yapmaktan yorulmam ben, bir laf, bir hareket , bir sinir bozucu tavır çileden çıkarır beni.. dövülmüşüm de yorulmuşum gibi olurum , huzursuz eden olaylar karşısında.. o yüzden işimi seviyorum ama ara ara yaşadığım olaylar iş hevesimi çok fena kırıyor.. daha yeniyim , demek ki normal böyle şeyler diye diye sabrediyorum o kadar.. bu arada dershanem açıldı hafta içi üç gün saat 6'da işten çıkı…

facebook...

Facebook çıkmadan önce buralar üzüm bağlığıydı , daha mı huzurluyduk ne!
çok olmadı hayatımıza sosyal medyanın girişi ama çok hızlı benimsendi, çok hızlı yayıldı ülkemizde..
ben hatırlıyorum üniversiteyi kazandığım yıl kuzenim açmıştı bana facebook , dört yıl bin yıl gibi geliyor, eskiden napıyorduk biz yaa diyorum..
eskiyi hatılamaya çalışıyorum biraz, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı merak eder arar sorar yüzünü görmek isterdik..
4 senedir kimseye alo nasılsın dediğim yok, facede göremezsem bir mesaj atıyorum nerelerdesin diye..
kim kiminle nerde, napıyor, bugün ne yemiş, nasıl fotoğraflar çekilmiş, kim kime aşık olmuş, onun sevgilisi nasıl biriymiş, nereliymiş nerde okuyormuş artık hepsi elimizin altında ..
eskiden sevgilinden ayrılınca eski mesajlara bakar biri iki ağlar müzik dinler unutmaya çalışırdın..
şimdi ayrılır ayrılmaz faceden siliniyor.. silinmemiş de arkadaş olarak kalınmışsa f5 tuşu aşınana kadar profili yenileniyor..
bu lafı bana mı soktu, acaba bunu bana mı söylemek …